->
MALZEMELER
600 gr Kuzu kuşbaşı
60 gr margarin
100 gr SoÄŸan
300 gr Patates
150 gr Havuç
Baharat torbası
2.5 bardak Su
150 gr Bezelye
1 tatlı kaşığı Tuz
1 tatlı kaşığı Kekik
HAZIRLANIÅžI
Ön hazırlık olarak soğanı ayıklayıp, küçük küpler halinde doğrayın. Patatesin kabuklarını soyun. Havucu kazıyın. Her iki sebzeyi de iri zar biçimi doğrayın. Bezelyeyi ayıklayın.
Havuç ve bezelyeyi içine biraz tuz atılmış bol suda haşlayın. Sebzeler daha diri iken kabı ateşten alın. Sebzeleri bir süzgece aktarın. Sularını iyice süzdürün.
Yağın üçte birini orta boy bir tencerede, orta ateşte eritin. Yağ kızmaya başlayınca önce patatesleri koyun. Bir kevgirle sık sık karıştırarak, 3-4 dakika, patateslerin dışı sert bir kabuk bağlamaya başlayıncaya kadar kızartın. Patatesleri, yağını süzdürerek tencereden bir başka kaba aktarın.
Aynı yağda eğer gerekirse biraz daha yağ ilave edebilirsiniz hafifçe haşlanmış havuç ve bezelyeyi de kızartın. Sebzeleri kızarttıktan sonra yağlarını süzdürüp, patateslerin bulunduğu kaba aktarın.
Kalan yağı, orta boy bir tencerede, orta ateşte eritin. Yağ kızmaya başlayınca, kuşbaşı doğranmış kuzu etini ilave edin. Ateşi açın. Etleri bir kevgirle ara sıra karıştırarak, 5-6 dakika, pembeleşinceye kadar sote edin.
Soğanı tenceredeki etlere ilave edin. Yine ara sıra karıştırarak, birkaç dakika daha pişirin. Tuzunu ve kekiğini koyup, karıştırın. Sebzeleri katın. Suyu ilave edip, bir taşım kaynatın. Bu arada tencerenin üzerinde oluşan kefi, bir kevgirle alıp, atın. Baharat torbasını koyun.
Ateşi kısın. Tencerenin kapağını sıkıca örtün. Kebabı, ağır ateşte 25-30 dakika, etler yumuşayıncaya kadar pişirin. Bu süre içinde, ara sıra tencerenin kapağını açıp, etlerin pişip pişmediğini kontrol edin. Gerekirse pişirme süresini uzatın.
->
Egzama derinin kurumasına, kızarmasına ve pul pul dökülmesine neden olan bir cilt hastalığıdır. Deri ateşlenip çok fazla kaşınabilir ve kaşıma derinin zedelenip enfeksiyon kapmasına neden olabilir. Egzama bulaşıcı değildir. Egzama derinin iltihaplanması için kullanılan bir terim olan dermatit olarak da bilinir. Atopik egzama en çok bilinen egzama türüdür ve saman nezlesi ve astım ile ilişkilendirilir. Atopik egzamaya yakalanma eğilimi kalıtsal olarak miras alınmasına rağmen çevresel etkenlerden de oldukça fazla etkilenir. Atopik; maddelere (alerjik maddelere) karşı aşırı hassasiyet anlamına gelir. En yaygın alerjik maddeler ev toz akarları, tüy, polen, kedi ve köpek tüyü ve bazen de inek sütü, yumurta ve fındık-fıstık gibi gıda maddeleridir. Atopik egzama 3 aylık bebeklerde genelde yüzde başlayıp sonra da kol ve bacak dış yüzeyine ve vücuda yayılabilir. Daha büyük çocuklarda cildin hemen hemen her yerinde ortaya çıkabilir ancak özellikle dirseklerin ön kısmında; diz ve bileklerin arkasında; ayak bileği ve boyunda olmak üzere genelde kol ve bacakların kırışıklıklarında görülür. Atopik egzama İngiltere’de küçük çocukların yaklaşık %15 ile 20’sini etkiler. Atopik egzama çocukların %70’inde gençlik dönemine gelindiğinde ortadan kaybolur ve çoğunda 4-5 yaşına kadar büyük ölçüde temizlenir. Yetişkinliğe kadar iyileşmediğinde egzama genellikle vücut kırışıklıkları, yüz ve elleri etkiler. Atoik egzamanın görülme oranı son yıllarda artmıştır.
Omurilik omurga denilen kemik bir yapının içinde vücut boyunca uzanan ve ortasında yine boydan boya bir kanal içeren merkezi sinir sisteminin bir parçasıdır. İlk lumbar omurun alt kenarına kadar devam eder; buradan itibaren sinirler atkuyruğu şeklinde yayılır. Yaklaşık olarak kadınlarda 43 cm, erkeklerde ise 45 cm uzunluğunda ve 35-40 gram ağırlığındadır.Ayrıca omurilik omurilik soğanından gelen refleksleri kontrol eder omurilik tam olarak beyinde başlar.Bu yüzden ense köküne vurulmamalıdır.omurilik direkt beyiden çıkan emirleri gerçekleştirir.Ayrıca omurilik basit refleksler merkezidir.
Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.
Dişler neden çürür?
Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.
Uzun yıllar, nedeni bilinmeyen bir hastalık gözüyle bakılan diş çürüğünün günümüzde �çok sebebe bağlı bir hastalık� olduğu anlaşılmıştır. Diş çürüğünün başlıca 3 etkeni vardır:
-
Bakteri plağı (Diş plağı adı da verilir),
-
Karbonhidratlı gıdalar (Åžeker, un… gibi),
-
Bünyesel etkenler (DiÅŸin yapısı. tükürüğün bileÅŸimi… gibi)
Diş sağlığı dengeli olan bir kimsede bu etkenlerden birisi değişikliğe uğrarsa, çürük ortaya çıkar.
19 Mayıs 1919 Ulusal KurtuluÅŸ Savaşımızın baÅŸladığı gündür. I. Dünya Savaşı sonunda ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından iÅŸgal edilmiÅŸti.  Â
Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için Atatürk, 16 Mayıs 1919′da “Bandırma Vapuru” ile İstanbul’dan Samsun’a hareket etti. 19 Mayıs 1919′da Samsun’a vardı ve burada KurtuluÅŸ Savaşını baÅŸlattı. Üç yıl süren savaÅŸlar sonunda ülkemiz yabancı güçlerden kurtarıldı. 29 Ekim 1923′te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Atatürk’ün, Samsun’a varış tarihi olan 19 Mayıs günü Ata’nın isteÄŸi üzerine “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır.
Atatürk Türk gençliÄŸini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin geleceÄŸini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. GençliÄŸe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: “Ey Türk GençliÄŸi! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluÄŸa deÄŸin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceÄŸinin biricik temeli budur. Bu temel senin en deÄŸerli güven kaynağındır.”
Atatürk, “SaÄŸlam kafa saÄŸlam vücutta bulunur!” sözü ile baÅŸarılı olabilmenin bir koÅŸulunun da saÄŸlıklı olmak olduÄŸunu, saÄŸlıklı olmak için de spor yapmak gerektiÄŸini vurgulamıştır.
Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.
19 Mayıs; 1981 yılından bu yana “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürk’ün bir söyleÅŸi sırasında: “Ben 19 Mayıs’ta doÄŸdum” demiÅŸ olmasıdır.