->
Casino da 2 görevli sıkıntıdan patlamış bi şekilde rulet masasında
dikiliyorlarmış. derken içeri fıstık bir sarışın girmiş, masaya
10.000 dolar koymuÅŸ veee;
- Baylar,umarım sizin için sorun olmaz ama ben çıplakken kendimi daha şanslı hissediyorum diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş..
Sonra elindeki zara bir öpücük kondurmuş ve;
- haydi tatlım bana yeni kıyafetler lazım diye zarı fırlatmış.
- evet evet kazandım diye sevinç çığlıkları atarak 2 adama sarılıp
öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün paraları almış ve koşa
koÅŸa gitmiÅŸ… iki adam bakakalmış.
Biri;
- vaavv ne kadındı be peki kaç atmıştı? .
Öteki cevap vermiş;
- bilmemm …
->
bir adam ekmek fırınına girmiş
ustacıgım bana 299 ekmek verirmisin
ekmekleri yapan usta sormuÅŸ 300
olsa olmazmı? adam cevap vermiş
okadar ekmeyi kim yiyecek?
Adamın biri sinamaya gitmiş
gişeden bilet almış içeri girmiş
çıkmış tekrar almış içeri girmiş
biraz sonra tekrar çıkmış ve
bilet almak için gişeye gelmiş
gişedeki adam dayanamayıp
sormuş bu kaçıncı biletiniz
beyefendi ? adam cevap vermiÅŸ
içeride bir deli var biletimi durmadan yırtıyor
Ben Yerimi Sevmedim
Bir gün Hoca, kırda, bayırda dolaşırken iki adamın, dağı, bağ yaptıklarını görür:
�Hele merhaba sonraya kasın, ağalar; bu çubuklar burada tutar mı dersiniz?�
Adamlar bu söze bıyık altından güler:
�Çubuklar da söz mü, adamı diksen biter; mübarek toprak değil, tutya!� derler.
Hoca kulağına inanamaz:
�Aman, öyle ise beni dikin şuraya, bakalım ne biçim yemiş vereceğim!� der.
Allah�ın dağında vakit nasıl geçecek? Bağcılar tutar, Hoca�yı yarı beline kadar toprağa gömerler; kendileri de bir ağaç altına çekilip, ekmeklerine soğan kırmaya başlarlar.
Hoca, şöyle bir zaman, bir ağaç gibi dikilip durduktan sonra kendi kendini söküp, bağcıların yanına gider.
�Bre efendi, ne diye yerinde durmadın?� deyince onlar, Hoca:
�Vallahi birader, der; ben yerimi sevmedim, yerini sevmeyen ağaç da, tutar mı, tutmadım işte.�
YaÅŸlı horoz, kümese yeni gelen ve hemen icraata baÅŸlayan genç horozun yanına yaklaşıp ‘hoÅŸgeldin’ dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim?
Genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- NeymiÅŸ o isteÄŸin bakiimm?
Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onu son bir kez s*keyim.
- Hayır, olmaz.
- O zaman bana son bir ÅŸans ver.
- NeymiÅŸ o?
- Kümesin dışına çıkıp, şu ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım.
Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar.
Birden GÜÜMM diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.