24
Eki

Üzüntü Mesajları

   Yazan: yazar5   Kategori ASK YAZILARI

o kadar zor ki karşılıksız sevmek kalbinden bir şey fırlayacak gibi boğazına düğümlenen ama oradan çıkamayan ve canını yakan bir duygu aşk hele de karşındakinin haberi yoksa BİLİRMİSİN GECELER NE KADAR UZUN GELİR BEKLEYENLERE HELE O BEKLENENLER VAZGEÇİLMEZLERDENSE.. diyorum ve onu hala çook seviyorum o başka birisini sevse bile ama unutmak zor olsada unutacağım o şimdi asker onu unutmak zorundayım allah kimseye vermesin aşk acısını gerçekten çok zor

Sevdiğiniz kişi bazen yanınızda olmaya bilir ama siz hep onun yanındasınız…

Bir yabancıydın: candan öte oldun sen bende… Aşkta gözüm yoktu: gönül tacım oldun… Kimseye yer yoktu gönlümde : herşeyim oldun.. ÖYLE SEVDİM Kİ : VAZGEÇİLMEZİM OLDUN!!!

12
Eki

Sizce kaybeden kim_???

   Yazan: yazar   Kategori ASK YAZILARI

GİDEN SEVGİLİ:

Aşkı ben mi tanımlayacağım şimdi ve bu bitmez soruların cevaplarını? Aşk bana göre bir tutku, bir macera ve hayal ürünüydü sadece o kadar? Biri çıkmıştı karşıma yalnızlığın en ağır idamlarında? Sevmeli miydim ve sevgili olmalı mıydım bir türlü karar veremiyordum? Ama onun o manalı gözleri ve içten gülümsemesi içimi ısıtıyordu? Belki de tutunacak dalımı da bulmuştum, yalnızlığın en ağır idamından beni kurtaracak? Sevgilim olur musun demiştim umarsızca ve kaygısızca? Kabul etmişti o da, aslında edeceğini en baştan biliyordum çünkü gözler hiçbir zaman yalan söylemezdi insana? Beni benden daha çok seviyordu ve beni mutlu edecekti bundan adım gibi emindim? Her şey mükemmeldi ilk başlarda, sevdiğini söylüyordu ve açıkçası bu da egomu tatmin ediyordu? Ben seviyor muydum aslında bu da tartışılırdı? Bende ki sadece hoşlantıydı ve öyle de kalacaktı bana göre? Sevmiyordum aslında onu çünkü kolaydı ve her istediğimi koşulsuz yerine getiriyordu, bana göre zor olmalıydı çünkü aşk zoru severdi? Kavgalarımız bile hep tek taraflıydı, hatalı olsam bile sevgisi her şeyi alttan almasına sebep olduruyordu açıkçası bu da beni korkutuyordu? Bir gün el ele dolaşırken sahil kenarında, gözlerimin içine bakarak ? beni yüreğinin neresine koydun acaba? diye sorduğunda yıkılmıştım o dakika? Ellerini bıraktım ve anlamasız bir soru sorma diye geçiştirdim sadece, şakındı ve imalı bakıyordu, ben ise gözlerimi ona bile çeviremiyordum sevmediğimi anlar korkusuyla? yine bir gün sahilde bankta otururken ona söz vermesini istedim, bu söz ?bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz? ver dememdi? O da bana ? bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından? dedi?O gün sabaha kadar düşündüm ve ilişkiyi bitirmeye karar verdim?. Peki ayrılma sebebim ne olabilirdi ki, her şey mükemmeldi ve beni deli gibi seven biriydi.. Kafam allak, bullak olmuştu düşünemez hale geldiğim bir anda, bitirmeye karar verdim sessizce giderek hayatından? Bir sürü mesajla karşılık verdi, neden niçin sorularla? Telefonumu kökten kapattım soruları cevaplamamak adına onun hiç biri suçu yoktu hatta ayrılma sebebimde, şimdi ne yazacaktım ki ona? Aradan aylar geçti ve ben hala nedenini anlamadığım bir durum içersinde onu düşünüyordum ve gülen gözlerini özlüyordum? Aramalıydım tekrardan, ya dönmezse geri bana bu türlü sebepsiz ayrılmadan sonra? Her şeyi şimdi anlıyorum, bende onu sevmiştim ama geç anlaşılmış bir sevgiydi bendeki sadece o kadar.

Aşk neleri mi getirdi bana;

Beni seven ve gülen gözleriyle bana sevmenin ne demek olduğunu öğreten birini getirdi? Yalnızlığın en ağır idamından kurtardı, geç kalmış olsam da her ne kadar anlamada, sevmenin koşulsuz olduğunu öğretti

Aşk neleri mi aldı benden;
Aşk bana verdiklerini geri aldı nankörlüğüm yüzünden?
Şimdiler de ben sevgilimin gözyaşlarıyla kalmışlığını değil de, gülen gözleriyle hatırlıyorum?

KALAN SEVGİLİ:

Aşkı tanımlama sırası bana mı geldi şimdilerde? Aşk bana göre tutku, yanık sevda türküsü, özlem, hasret ve hayal dünaysının en güzel büyüsü? Biri çıkmıştı karşıma sevgiden umudu kestiğim anda? Gözlerine baktığım an işte bu dedim bu seni hayata dönderecek olan insan? Sevmiştim koşulsuz, kuralsız ve çıkarsızca? Her şey mükemmeldi ilk zamanlarda? Heyecanlanmayı, tutkuyu ve sevmenin yüceliğini yeniden anlamıştım o sıralarda?

Mutluydum,
Seviyordum
Ve bana göre seviliyordum?

Bu üç şey de açıkçası ayaklarımı yerden kesmiyor değildi? Her günümü hemen hemen ayırıyordum ve bundan da hiç mi hiç gocunmuyordum? Bir gün sahilde el ele yürürken gözlerinin içine bakarak beni yüreğinin neresine koyduğunu sorduğumda eli bıraktı anlamsızca ve lafı değiştirdi ? bana böyle anlamsız sorular sorma? diyerek? Aslında o gün anlamıştım benim onu sevdiğim kadar beni sevmediğini? Ama bunu ne ona, ne de kendime itiraf ediyordum, açıkçası korkuyordum bitmesinden ve sırf bu yüzden de içime atarak susuyordum denize bakışlarımla itirafımı ederek? Yine bir gün sahil kenarında bankta otururken bana bir söz vermemi istedi? Bu söz ise; ?bir gün sana haber vermeden sessiz ve sakince gidersem ağlamayacağına söz? ver dedi? Ben de ona ? bir gün gitmek istersen o zaman bana kendin söyle ki gözyaşlarım akmasın ardından? dedim? O gün son buluşmamızdı ve o yine yapacağını yapmıştı? Bir anda hayatıma sessizce girdiği gibi, sessizce gitti habersizce? Aradım günlerce, mesajlar gönderdim ?neden, niçin? diye? Mesajlarım gitmişti ona gitmesine ama cevapları bana gelmemişti hala? Çünkü telefonunu kökten kapatmıştı, ulaşmayayım diye ona?

Ağlıyordum?
Seviyordum?
Ve hala içimde ki sevgiyi yok edemiyordum?

Bana tekrar dönüp ?yeniden başlayalım mı ?dese tek diyeceğim kelime,? git kendine başka bir oyuncak ara? demek olurdu herhalde

Aşk bana neler mi getirdi;

Sevmenin ne demek olduğunu öğretti ve hayallerin gerçek olduğunu, gerçeklerin ise hayal olduğunu gösterdi?Elinden oyuncağı alınmış gibi ağlamayı getirdi.

Aşk benden neleri mi götürdü;

Gülen gözlerimi, karşımda ki insanlara güvenmeyi …

Sizce kaybeden kim_???
12
Eki

Giden Mi Kalan Mı Yalnızdır

   Yazan: yazar   Kategori ASK YAZILARI

Giden Mi Kalan Mı Yalnızdır

Giden mi kalan mı yalnızdır bilinmez demiştin, gözlerimi gözlerinden ayırmak istemediğim o hüzün dolu ayrılık akşamında…

Bu ayrılık diğer ayrılıklara benzemiyordu. Sen bunu benden önce fark ettin.

Bense, hissettiğim halde görmezden geldim…

Dünyanın neresine, yaşamın hangi ücra köşesine gidersem gideyim, sensizlik bana en dayanılmaz acıları, en çekilmez hüzünleri yaşatacak ve bunları bile bile yaşamak zorunda kaldığım için, senden uzak kalmak uğruna yangına körükle gittiğim için artık alışmıştım bu iç çekişlere, bu sonsuz yalnızlığa, kabus sensizliğe…

Gözlerimin içine bakıyordun, yeni başlayan ve sanki hiç bitmeyecek olan bir özlemle…

İçimdeki fırtınaları dindirmek istiyorum gözlerinde… diye yazmıştın…

O akşam kelimeler, içindekiler, kalbine sığdırmaya uğraştığın onca yoğun duygular, bana söylemek istediğin halde bir türlü söyleyemediğin, gözlerimin içine bakarak o anlamlı bakışlarınla anlatmaya çalıştığın o kaos içinde çırpınan tüm kelimeler artık isyan ediyordu…

Senin ruhundan benim kalbime doğru hücum ediyordu hepsi, ve ben, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmeyen, baskı altında olan insanların yaptığı gibi kıpırdayamıyor, konuşamıyor, ne olacağını düşünemiyordum…

Adeta kilitlenmiştik o anda, ve biliyorum, ikimizde aynı şeyi düşünüyor ve aklımıza takılan bu zor soruya cevap bulmaya çalışıyorduk…

Giden mi yalnızdır kalan mı?

Bu sorunun cevabını her gün, her an düşündüm sevdiğim…

Senden uzak kaldığım o işkence dolu günlerde, o uykusuz saatlerde, seni düşündüğüm, yüzünü hayal ettiğim zamanlar hep bu soru hançer gibi saplanıyordu yüreğime…

Senden çok uzaktaydım artık, günlerdir konuşmuyorduk…

Seni, benliğini o kadar özlemiştim ki, sanki baktığım her tarafta senin o vazgeçilmez yüzünü, o benliğinin açıkça yansıdığı o eşsiz yüz ifadeni görüyordum…

Ama içimden gelen alışkın olduğum o his, bana yalnız olduğunu ve bana sorduğun o sorunu cevabını senin çoktan bulduğunu, kalanın yalnız olduğunu kabullendiğini ve bedeli ne olursa olsun senin yanında olmamdan başka bir şey istemediğini söylüyordu… Ama bilirsin, içimden gelen o seslere inanmayı sevmem ben…

O hisleri yaşamımda karşılaştığım yapmacık insanlara benzetirim.

Ne olduklarını ve neler yapabileceklerini bilirim, ama asla inanmam ve güvenmem onlara…güvenmek istemem…

Sanki ben istediğim, ben düşündüğüm için iyi görünürler gözüme, ama gerçekle hiçbir alakaları yoktur…

İşte bu yüzden inanmak istemiyordum yalnız kaldığına, acı çektiğine, beni özlediğine ve ne olursa olsun beni bekleyeceğine…

Acı çektirmeyi sevmem ben, bilirsin.

Acı çekmek, yalnız kalmak ve o sessiz yalnızlıklarda içimden ismini sayıklamak, yanımda olman için umutsuzca yalvarmak bana göre…

Beni buna sen alıştırdın, ben yıllardır buna alıştım, acı çekmek artık yandaşım…

Ben bunları yaşarken aynılarını senin de yaşamanı kaldıramam.

Yalnızlığı ben yaşamalıyım, sensizliğin acılarını, isyanlarını ben çekmeliyim, tek başıma…

Sen ne kadar anlamaya çalışsan da, sensizken yaşadıklarımı asla yaşayamazsın, hissedemezsin.

Kalan değil, gidendir yalnız kalan sevdiğim…

Giden yalnızlık için, acı çekmek için, isyan etmek için bırakır gider, kalan aynılarını yaşamak zorunda kalmasın diye…

Yalnızım işte…bunu yaşayacağımı bile bile kalmadım, kalamadım yanında…

Yalnız kalmaya, sensiz olmaya, acı çekmeye ve buna ne kadar dayanabileceğimi görmeye ihtiyacım vardı.

Sensiz kalmak bana çok şey öğretti…

İlk öğrendiğim, son dakikalarımızda bana sorduğun o sorunun cevabı oldu…

Gidendir yalnız kalan sevdiğim…

Yalnız değilsin, biliyorum.

Yalnızım, görüyorsun…

İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken, mutsuzken, içimde hayata karşı hiçbir istek, hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken, senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm, seni yaşadığım kadar beni yaşamadığını çok iyi biliyorum…

Senden uzaklaşmak, sensiz yapıp yapamayacağımı görebilmek, bu korkunç yalnızlığa ne kadar tahammül edebileceğimi görmek içindi seni orda bir başına bırakıp, bu sürgün yaşamda yalnızlığı, sensizliği seçmem…

Bir gün mutlaka döneceğim, biliyorum…

Çünkü bu ölümcül yalnızlığa daha fazla dayanamayacağımın farkına vardım.

Ben burada yalnız olsam da, senin orda yalnız olmadığının ve sırf tek başına olmamak için en olmadık, sana ve ruhuna en yabancı ve bilinmez insanlarla birlikte olduğunun farkındayım.

Bütün bunlarla yüz yüze geleceğini bilerek terk ettim seni ve yola çıktım kendi yalnızlığımla…

Yalnızlığımı yaşadıkça, sensiz olduğumu hissettikçe aklıma sorduğun soru geldi, sorunun cevabını bulmaya çalıştıkça aklıma sen geldin, ve sen aklımda oldukça bu yaşadığım hayat, bu hissettiğim yalnızlık, durmadan duymazdan geldiğim o içimdeki sesler ve yalnız olanın ben olduğumu kabullenişim çığrından çıktı içimdeki fırtınalarda…

Seni, bile bile en olmadık zamanda, çok bildik bir mekanda ve ruhuna en yabancı olan insancıklarla bir başına bırakıp terk ettim…

Döneceğim seni bıraktığım o yerlere, giden ve gittiği gibi geri dönen olacağım, biliyorum…

Oysa biliyorum, kalan değil, gidendir yalnız olan…

Oysa özlediğim, biliyorsun, giden değil kalandır terk eden…

Bir de gör beni, giderken bana yazdığın yazıda, kendi gözünden ve kendi kalbinden:

“Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı içimde…korkularım, yine bana kalan yalnızlığım vardı. Zormuş; bu kadar yakın olupta uzak durmak,bu kadar uzak olupta seninle dolmak…yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile durduramıyor içimde sana doğru akan seli…iki düşünüp bir yazıyorum her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendimi sınırlandırmaya. gidiyorsun artık çok uzaklara,.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde hissedip,kendimi sana açmışken gidiyorsun işte… içimdeki yerini zor fark etti benliğim, yokluğunla daha da yorulacak, belki de darmadağın olacak… gözlerimdir konuşan sadece. isyanlarımı, korkularımı, daralan zamanımı, yalnızlığımı anlattı herkese hiç kimsenin onları hiç kimsenin anlayamayacağını bildiği halde, belki de buydu onu rahatlatan… inan ki içimdeki dünyam, içinde bulunduğum dünyadan daha büyük… en büyük farkları; içimdeki… benim dünyamda herkes olması gereken yerde, hakkettiği gibi…

Gidişini düşünmek bile korkutuyor beni… Tarifi olmayan duygularımla sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum…”

12
Eki

biz iKi asidik

   Yazan: yazar   Kategori ASK YAZILARI

Biz iki asiydik….sen benim inandığıma asi ben seninkine.nasıl kesişti yollarımız ve neden?
kimdin?
neden bu kadar içime sindin?
peki şimdi neyimsin?
sorularımla oyunlar oynarken sen hep benimlesin sanki.oysa mesafeler arttıkça artıyor.
en çok sana kıyamazken en çok seni acıtıyorum.ve senin ağır sözlerin hep beni buluyor.
nesin sen
bir dost,
arkadaş
ya da sevgili…?
adı konulmamış bir sevgi bu
ve gizli

senin sırların yoktur,benim de gizlenmişlerim.ama anlıyorum ki en büyük sırrım sensin ve seninki de benim.belki asi kelimesini yüklenmiş iki aşk korkağıyız biz…keşke “birbirimize bir kaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık”

mutluluğum için beni yaralama hakkını kendinde bulurken,mutluluğum için hayatıma girme hakkını göremeiyorsun kendinde.ve seni deliler gibi kıskanan ben seni teslim ediveriyorum başka ellere…
belki hiç yakışmadık,belki tırtıklarımız bile birebir uydu birbirine…tek bildiğim seni seviyorum…her ne kadar şeklini,büyüklüğünü,a dını bilmesem de…

Şimdi uzak bir şehrin en karanlık mazhenini bekliyor sevgim.Çünkü karanlıklarda aydınlanıyor gizemim…yanlışa olan tutkuların arasında doğru olan benim aslında…bilmiyorsun ve belki hiç bilmeyeceksin.
bekledim,sonsuza kadar bekleyemem yalan söylemem sana bilirsin…
geldin, geldin…
yoksa ansızın gideceğim….

Bütün sevdalar veremlidir… ve kan kusar tüm aşıklar..

Aşk dediğin sinsice yerleşir .. önce gözlerinden.. sonra ruhuna akar aşk.. Bilirsin aslında aşk hastalıktır hatta sana göre saçmalıktır.. Mikrobudur aşk insanın. Hiçbir doktor tedavi edemez.. Hiç bir ilaç kabul edilmezdir aşık olmuş bi bünye tarafından. Steril bi ortamda bile olsan aşk sinsidir… Bulur yüreğine sızmanın yolunu.. Haindir de üstelik aşk.. Anlamsız gördüğün her şeyi sana benimsetir.. Verem mikrobudur aşk.. Göğsün daralır.. An gelir boğazında düğüm olur sözcükler.. Kuru bir öksürük alır seni.. Ciğerlerin zorlar.. Zorlar bedenini ayaz gecelerde sabahlara kadar öksürürsün aşk’dan kalan sözcükleri söyleyebilmek için.. Bir güce .. Bir desteğe ihtiyacın vardır.. Ki ciğerlerin bu ihtiyacı kendinde var sanır önceleri.. Ayazda kuru bir öksürüktür.. İçine yerleşen mikrop aşk..Veremlidir sevdalar.. Bir kuru öksürüğe teslim olur yorgun bedenin…

Yatağın .. Yorganın … Öksürüğe boğulmuştur.. Sevdiğini sadece sen bilirsin ,başucundaki ballı sütün birde mendilin… Hatta aşk öyle bir sarmıştır ki… Mendiline olmayan sevdiğinin..hiç duymadığın kokusu sinmiştir.. Koklarsın o mendili.. Oysaki itiraf edemediğin tüm sözcüklerini kusmuşsundur mendiline.. Kana bulanmıştır .. Mendil.. Yar niyetine..Yar’e söylenmesi gereken tüm sözler , gururundan dizlerine kapanıp da yapamadığın yalvarışlar.. şimdi kan olupda dökülmüştür mendiline. Dudakların artık tüm ihtirasıyla mendiline aşiyan olmuştur…. Hiç görmeden bir kez olsun dokunamadığın halde ezberlediğin beden artık çok uzağında kalmıştır… Artık yar ile sevişemeyen.. Yok olamayan kalbin ..kendi kendine çürümüştür yarsızlığın mabedinde… Veremlidir tüm sevdalar.. Kan kusarsın her sevdalardan geri dönüşte.. Ve o aşk yokmu .. Ahhh o aşk.. Bir sindimi ciğerlerine mikrop esir almıştır bedenini…

Çareyi bulmak için yaktığın her sigara .. Sana geri dönmüştür çaresizlik olarak.. Dudakların yardan çok uzakta bir Bafra sigarasını ıslatmaktadır… Dudakların kurumuştur.. Dilinin ıslaklığını içinin mikroplu ateşini söndürememiştir.. Artık sigaranla bir olup dudakların sana komplolar kurmaktadır. Ve bütün aşıklar kan kusar.. Aşk nameleri yerine.. Çok uzaklardadır artık her şey.. Günden güne erimektedir.. zaten cılız ve yorgun olan bedenin günden güne dahada erimektedir… Sanki yarsızlık yetmezmiş gibi günden güne erimektedir bedenin… Mendilin.. Sigaran.. Ballı sütün artık fayda etmemektedir..

Söyleyemediğin her söz ciğerinde birikmektedir. Çürütmektedir. Bilir misinki hiçbir veremli ölmez.. Ne kan kaybından.. Nede halsizlikten..Kuru ayaz öksürüğün parça parça koparmaktadır ciğerini.. Her gün bi parça.. Her gün bi parça… O kopan parçalar yare demek isteyip de diyemediğin sözcüklerdir.. Bilir misinki… Bir verem hastası günün birinde boğazına takılan ciğerinin parçasıyla ölür… Söylenememiş her söz bir parça ciğerdir… Boğazına takılan.. Son demini.. son anını söyleyemediğin sözler getirir..

Bütün sevdalar veremli…bütün aşıklarda kan kusmaktadır…Yoksa karşılığı seven kalbinin…

12
Eki

Sana “yüRegim” desem kabuL edeRmiSin ?

   Yazan: yazar   Kategori ASK YAZILARI

Sıcağımsın… Bitmezim, solmazımsın.. Sevgiye seninle başladık.. Bir koşudu benim için, sevgiyi tanıma koşusu.. Seninle çıktık bu koşuya, seninle tamamlamak isterim..

Sıcaklık deyince sen gelirsin yüreğime.. Sen gelirsin gecelerin arasından, soğukların arasından, yüreğim sıcacık olur.. Sen beni ısıtanımsın, yüreğimi sıpsıcacık eden..

Ellerimin arayıp da bulduğu bırakmak istemediğisin… Bedenimin yarısı, kolumun öteki kolusun.. Beni saran seven, sevgiyi öğretensin..

Sen olunca varsın karlar yağsın sokaklara her yan buz tutsun.. Sen olunca, uzaklar uzak olsun sen yakınsın ya… Zorluklar hep beni bulsun. Sen kolayımsın..

Sen gözüm kulağım aklım yüreğimsin… Tıp tıp eden kalbim.. Kalbimi her gün gençleştiren kanımsın.. Sen benim ilk ve tek sevdiğimsin..

Beni sevginle zenginleştiren, gözlerinle mutlu edensin..
Gözlerinde hüzün görsem hüzünlenirim, sözlerinde acı duysam kırılır, unufak olurum.. Yapışmaz yüreğimin parçaları kırılır da kırılır.. Kötü eser bir sonbahar yeli, yüreğimi üşütür..
Uzanan sıcacık elin beni umutlara götürür. Kırılan her bir parça yenilenir, kıranlar unutulur. Yeniden bir yolculuğa çıkılır senin her bir sözünle …

Bilmem sana “Umut” desem, “Can” desem, “Canım” desem, “Sevgi” desem, “Sevgilim” desem.. Ne desem az sana… Senin sevgine.. “Sıcağımsın” desem.. Isıt beni hep sevginle.
Yanımda ol… Koru kolla beni.. Sar beni tüm üzüntülere destek ol…
Yanı başımda ol… Her zamanki gibi sen ol..
Sevgim açık kollarım gibi… Seni bekliyor.. En güzel sözcükleri söylesem… “Gülücük” desem, “Güven” desem, “Huzur” desem “Güzellik” desem..Daha ne diyeyim Bi tanem “AŞKIM” desem…

Hepsini desem seni tanımlasam.. Yüreğime katsam…… SAKLASAM…