->
Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor. Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor. Beklenmedik bir zamanda, umulmadık bir yerde ansızın karşıma çıkıyorsun, gözlerimiz karşılaşınca yüzünü çeviriyorsun. Benim yanaklarım alev alev..senin dudakların nar çiçeği.. bir rüzgar esiyor aramızdan görmezden geliyorsun. En yaşanacak zamanda saatler boşa akıyor, çileler sarıyorsun. Sevgilim, benim nazlı sevgilim.. Neden bu cefa ? Neden susuyorsun? Aramızda niçin bu kadar insan, neden bu kadar engel koyuyorsun ? Sevgilim her şey bahane.. bütün söylediklerin.. Kelebek kanadı kadar ince, yağmur damlası kadar temiz bir aşk bu.. Korkmana, kaçmana gerek yok. Sevgilim, biliyorum sen de seviyorsun beni, itiraf etmiyorsun.
->
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur? Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana.
Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor. Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor. Beklenmedik bir zamanda, umulmadık bir yerde ansızın karşıma çıkıyorsun, gözlerimiz karşılaşınca yüzünü çeviriyorsun. Benim yanaklarım alev alev..senin dudakların nar çiçeği.. bir rüzgar esiyor aramızdan görmezden geliyorsun. En yaşanacak zamanda saatler boşa akıyor, çileler sarıyorsun. Sevgilim, benim nazlı sevgilim.. Neden bu cefa ? Neden susuyorsun? Aramızda niçin bu kadar insan, neden bu kadar engel koyuyorsun ? Sevgilim her şey bahane.. bütün söylediklerin.. Kelebek kanadı kadar ince, yağmur damlası kadar temiz bir aşk bu.. Korkmana, kaçmana gerek yok. Sevgilim, biliyorum sen de seviyorsun beni, itiraf etmiyorsun.
Gene aynı yerden yazıyorum sana… Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidiÅŸinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin?
Giden unutulurmuÅŸ bebeÄŸim.. Ben unutamadım, gidiÅŸinden sonra çok aÄŸladım, sensizliÄŸe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok ÅŸiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana…
Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaÅŸananlar… Unutmaya çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuÅŸsundur diye… AÄŸlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi… Bana o kadar ÅŸey öğrettin ki, beni baÅŸtan yaratan sen oldun. Åžimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni…
Åžimdi seni çok özlüyorum çok…ama biliyorum sende unutmadın beni gittiÄŸin yerlerde…gözünde arkada olmasın sevdiÄŸim beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni… Sensizlikte zor çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana… Daha neler neler öğrettin… Tek başıma yaÅŸayabileceÄŸim bir aÅŸk bıraktın bana…
Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın.
Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum.
SavaÅŸa Giden Askerin Annesine Mektubu
hani beni bu vatan için doğurmuştun anne
bastılar düğmeye
amerika için öldürmeye
ya da ölmeye
gidiyorum ırak’a
günlerin yakasında yaşıyamadıklarım var al anne
en çok ağacın gövdesini acıtır kırılsa bir dal
hoşça kal anne
anne hoşça kal
biliyorum için sızlar anne
yüreği kör olmayan herkesin içi sızlar
biraz da düşlerim kokar yıldızlar
ve mavi gökyüzü
firarı düşlerimi gökyüzüne savuruyordum
şafak sayıyordum
az kalmıştı kavuşmamıza
amerika girdi aramıza
ve topraklarımıza
komşumuzun malında gözü olanların yanında
ırak’a savaÅŸa gidiyorum anne
bunu nasıl anlatırım sevdiğim kıza
el oÄŸlunun petrol hevesine
ölmekte
öldürmekte
yakışmaz bize
haydarpaÅŸa garı’ndan*
vagonlara bindirildik gizlice
savaÅŸa gidiyoruz anne
ölmekte var dönmekte
satıldık üç beş kuruşa
bu da beni üzmekte
topraklarından petrol çıkıyor diye
başlarına bomba yağacak
hiroÅŸima’lar halepçe’ler geri dönecek
yağmur damlaları değil ki bombalar
saklansın çocuklar
çocuklar ölecek anne çocuklar ölecek
günlerin avlusunda çığlıkları asılı duracak
ve o çığlıklar yaşasamda beni her gün vuracak
ölecek anneler genç kızlar aynalar boş kalacak
belki de ben öleceğim anne ocağımız sönecek
insanlar öldükçe kan sofrasındakiler gülecek
beni bu vatan için doğurmuştun hani anne
vatanımın bunda ne çıkarı olacak
sende biliyorsun baba
kore’de niçin gazi olduÄŸunun
cevabını bulamamıştı dedem
masaya yatırılmış pazarlık edilen can benim
gırtlağıma sarılır savaş ortasında geçecek günlerim
yaşatma ve yaşama sevdam hatıram olsun hepinize
sahıp çıkın oylarınıza
kıymayın yarınlarımıza
sizi barışa emanet ediyorum anne
barışı size
güzellikler ancak barışla gelir bize