14 Temmuz 2008 için Arşiv

14
Tem

kadınlar neden evlenir

   Yazan: admin   Kategori ASK

Erkeklerin sıcak bir aile, düzenli bir hayat, toplum baskısı, belki de ütülü bir gömlek için evlendiği düşünülür, peki kadınlar neden evlenir?

Bu sorunun yanıtını, “Erkekler Neden Evlenir?” adlı ilk kitabı kısa sürede 5. baskıya ulaşan ve sonrasında telefonları susmak bilmeyen bir psikolog verecek.


Kendisine gelen “danışanlarından” yola çıkarak erkeklerin evlilik sorunlarını yazan psikolog-yazar İlkim Öz, şimdi de kadınların neden evlendiğini anlatmak için daktilosunun başına geçti. Öz, yaz aylarında yeni kitabını da okurla buluşturmayı hedefliyor. İlkim Öz, ilk kitabın büyük ilgi gördüğünü, çiftlerin aynı sorunların kendi evliliklerinde de varolduğunu söyleyerek tebrik ettiklerini söyledi.

Kitapta erkeklerin “cinsel organlarına ilişkin takıntısını ve bu yüzden duydukları üzüntüyü” işlediğini hatırlatan Öz, “Kitaptan sonra telefonlarım susmadı. Erkeklerin cinsel organından kompleks duyduğu ortaya çıktı. Sorunun kendilerinde de varolduğunu söyleyerek yardım istediler. Bu kadar olduğunu bilmiyordum” dedi.

Yeni kitabında yine danışanlarından yola çıkarak evli kadınların sorunlarını anlatacağını, bir de evlilikten, erkeklerden korkan bekar bir kadına yer vereceğini belirten Öz, “Yaşanan sorunlar kadın ile erkek arasındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. Çünkü ayrı gezegenlerden geliyorlar, erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’ten…” diye konuştu.

“KADINLAR CİDDİ DEPRESYON YAŞIYOR”
Erkeklerin sorunlarını aşabilmeleri için eşlerini, yaşamı ve en başta da kendilerini sorgulamaları gerektiğini ifade eden İlkim Öz, evlilikte her iki tarafın da yaptığı yanlışları şu şekilde sıraladı: “Erkeklere sorduğumuzda ‘benim hiçbir korkum yok’ diyor. Erkeklerin kendisiyle bile yüzleşemediği duyguları var. Erkeklerin en büyük sorunu, sorunu olduğunu kabul etmemek. Kadınların sorunu ise eşlerinin kendini anlamaması, sevgi sözcüğü söylememesi, kavgadan sonra bile seks istemesi. Bir de kayınvalide sorunu var, hala bu devam ediyor. Erkeklere önerim sorunlarını kabul etmeleri, yüzleşmeleri. Kadınların ise evlilikte daha gerçekçi olması lazım. Kadınlar çok ciddi depresyonlar yaşıyor. Kadın, ‘eşim beni sevmiyor’ diyor. Aslında eşleri onları seviyor, ama gösteremiyor. Kadınların sorunu da bu, evliliğe mantıklı bakamıyor.”

Erkeklerin 20-25 yaşları arasında, şehirli kadınların ise 30 yaşından sonra evliliği düşündüğünü belirten Öz, boşanan erkeğin yeniden evlenme arzusunu da yalnızlık korkusuna bağladı. Öz, sözlerine noktayı şöyle koydu: “Kadınlarımız artık evde kalma, yalnızlık korkusunu aştı. Yalnızlık korkusu erkeklerde daha yoğun. Peki kadınlar neden evlenmek ister? Kadınlık içgüdüsüyle diyelim. Kitaba kadar da bu kadar ipucu verelim…”

14
Tem

aglayacaksın

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Benden ayrilip tek basina kalinca,
Acilarin,dertlerin cogalinca,
Sende beni birgün anlayacaksin,
Iste o zaman AĞLAYACAKSIN.

Eski albümlerde beni arayacaksin,
Sararmis bir resimde olacak,
Gözlerin yasla dolu dolu bakacaksin,
Iste o zaman AĞLAYACAKSIN.

Her gece yarisi titreyerek uyanacaksin,
Yaptiklarin aklina gelecek,
Neler yaptigini anlayacaksin,
Iste o zaman AĞLAYACAKSIN.

Gün gelir oturursun nikah masasina,
Mutluluk hayaliyle atsanda imza,
Beyazlar icinde yapacagin o ilk dansda,
Ben gelecegim aklina iste o zaman AĞLAYACAKSIN

14
Tem

mavi mavi sevdim seni

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak…
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz…
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak….

14
Tem

ben yandım sen yanma

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Bir yanım dost
Bir yanım kardaş
Durma git arkadaş
Ben yandım sen yanma

Bir yanım düşman
Bir yanım kalleş
Durduğun kabahat arkadaş
Ben yandım sen yanma

Her bildiğin dost
Dost diye belleme
Durma yanında arkadaş
O yanımış senide yakacak

14
Tem

aglama bitanem

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Bir damla gözyasina
Bin damla kanim feda
Aglama
Akmasin gözyaslarin
Akacaksa bile sevinçten aksin
Kalbin mutluluga kansin
Aglama
Sen gülümsün, baharimsin
Hep gülmeye layiksin
Aglama
Birak benim kanim aksin
Son damlasina kadar
Senin ugruna
Yeterki sen aglama

14
Tem

ya git ya kal

   Yazan: admin   Kategori ASK

Umut etmek. Umudun peşine takıp adımlarını sürüklemek. Gideceğin yönü bilmeden, elleri cebinde soğuk şehrin soğuk sokaklarında, umuda adımlamak bilinçsizce. Sevgilinin çehresindeki bir tebessüm için bazen. Bazense niyeler, niçinler, nedenler, döndürüp durur bizi değirmen taşı gibi, kendi etrafımızda.

Çoğu zaman çekip gitmek isteriz. Ağırgelir bütün bunlar. Gitmeye kalkışırız ve ilk dakikadan vazgeçeriz. Yüreğini beyninide götürüyorsundurya gittiğin yere. O zaman ne gerek vardır gitmeye. Anlamsızdır artık bu gidiş. Bu şehri terk ettiğimizde sadece biz gidiyoruzdur. Umarsızca, kızgın, öfkeli, kırık dökük, dönüp arkamızı gitmişcesine. Oysa koca şehri yükleyip yüreğimize alıp götürmüşüzdür kaçtığımız yere. Nasıl gidiş bu, nasıl veda, nasıl öfke. Bunlar gidişse neden uğurlamıyoruz içimizdekileri çoğu zaman. Alıp başını gitmek ne kadar çözümdür sizce?

Ya kalmak. Her şeye rağmen. Dimdik, ayakta, umarsızca durabilmek, sırtlamak her şeyi. Ezilmeden. Dik duruşun altındaki harabeyi. Cesaretin içindeki korkaklığı, kimselere çaktırmadan kalabilmek. Aynı gökyüzünün altında, aynı havayı soluyor olmak yeter deyip. Gözlerinin önünde sabitlenen surete inat yaraya tuz basarcasına, kalabilmek.

Kalmak mı zor gitmek mi…? Ne kalabildim ne de gidebildim mi diyorsun.
Soğuk şehrin soğuk sokakları ya! gidişini uğurlamak yada dönüşünü karşılamak için seni bekliyor.