12 Temmuz 2008 için Arşiv

12
Tem

gölge

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Başını ellerinin arasına almış
Bir gölge var orada
nereye dalmış
Ya da neye efkarlanmış
öylece bakakalmış
Bir gölge var orada.

odada lamba sönük
üç mum yanıyor sadece
ve kapalı o sahne
Sürüp gider her gece.

bazen pencereye çıkar gibi olur
sonra vazgeçip oturur
ve geceler onundur…
peki gölge kimin,
ve kimin için o sahne?

bir an yerinden kalkar
kollarını açıp
bir boşluğu kucaklar
belki güler,belki ağlar
ama elleri gözüne kayar…

kim bilir kimi anar
elleri kimi sarar
mumlar kadar
kalbide yanar…

günler sonra ilk defa
pencerede rastladım
bekle diye işaret etti bana
mumun birini odanın duvarına
birini pencereye tuttuğu kağıdın ardına
diğerini ise kendi yüzüne tuttuğunda
hem üç mumun
hemde gölgenin sırrını çözmüştüm.

yüzünde göz yaşı vardı
duvara adımı
kağıda aşkımı yazmıştı!

sonra pencereyi kapatıp
perdeleri çekti ve içeri girdi
bir daha kollarını açıp
o boşluğu kucakladı
ve mumları söndürdü

12
Tem

savrulan külleri ömrümüzün

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda

Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün

Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum

Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında


12
Tem

DERMAN DİZİ İZLE DİZİSİ

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

Derman Özersoy, uzun yıllar önce evliliğin sorumluluğunu kaldırabilecek sorumluluğa sahip olmayan eşinden ayrılıp iki çocuğuyla birlikte Amerika’ya yerleşmiş ve kendini işi ve çocuklarına adayarak mesleğinde kısa sürede zirveye tırmanmış bir genel cerrahtır.
Dönem dönem dünyaca ünlü tıp dergilerinde makaleleri yayınlanan, dalında dünyanın en iyileri arasında gösterilen Derman, Amerika’da kendine ve çocuklarına bir düzen kurmuş ve ülkesine dönmeyi, biraz da eski eşinden kaynaklanan kötü anılar yüzünden aklına bile getirmemektedir.
Ne var ki dedikleri gibi “Hayat; biz başka planlar yaparken başımıza gelenlerdir”… Ve kaderin bir cilvesi Derman’ı bu kararını gözden geçirmek zorunda bırakır.
Ünlü bir Anadolu kökenli işadamının ameliyatı için davet edildiği İstanbul’da başından geçen bir kaza vesilesiyle ülkesindeki sağlık sisteminin hiç de düşündüğü gibi ileri düzeyde olmadığını fark eder ve kendisine “Ülkemin bana ihtiyacı varken benim Amerika’da ne işim var?…” sorusunu soran Derman şok bir kararla burada kalmaya karar verir…
Dahası, birçok özel hastaneden teklif aldığı halde sistemdeki çürümenin bariz örnekleriyle dolu bir devlet hastanesinde çalışmaya başlar.
Bu karar Derman için tahmin ettiğinden de fazla çaba isteyen bir mücadelenin başlangıcıdır. Yurtdışında bambaşka bir kültürde yetişmiş çocuklarının İstanbul’a adaptasyonu, ablası Feyzan’ın kocası Süleyman’ın çocuklara Türk kültürünü hızlı yoldan aşılama gayreti, baba parası yemeye alışmış ve yaşına rağmen şımarıklığından ve sorumsuzluğundan bir şey kaybetmemiş eski kocası Koray’ın barışma çabaları işin sadece bir tarafıdır.
İş yerinde vereceği mücadele ise çok daha zorludur. Her dönemin adamı olan ve arkasında önemli insanların olmasının rahatlığıyla hastaneyi babasının çiftliğine çeviren, zaten vermek zorunda olduğu her hizmeti paraya endeksleyen bir başhekim, Aziz Toynaksız vardır hastanenin başında.
İşe başlar başlamaz Aziz Toynaksız ile amansız bir mücadele başlar Derman’ın. Tabii Derman’ın gelişinden rahatsız olan tek kişi Aziz Toynaksız değildir. Mesleğinde ilerleyebilmek için başhekime mavi boncuk dağıtmakta bir sakınca görmeyen Doktor İffet, başlıca hobisi hastalara kendini doktor olarak tanıtmak olan avantacı ve gurbetçi hastabakıcı Bayram Keleş de Derman’ın gelmesiyle işleri bozulanlar arasındadır. Bunların yanında bitirim ambulans şoförü Yetiş, işini fazla ciddiye alan güvenlik görevlisi Güven Cavlakoğlu, anaç hemşire Adalet, “enjektör” lakaplı çapkın doktor Sarp, “azaltılmış numune” lakaplı ufak tefek doktor Yüksel, hastanedeki renkli simalardan sadece birkaçıdır.
Tabii ülkesine dönüşüyle birlikte Derman’ın dünyasında değişen bir şey daha vardır. Zira boşandığından beri kilit vurduğu ve ölene dek sadece çocuklarına ait olduğuna düşündüğü kalbi, tesadüfen ve çok da hoş olmayan bir şekilde tanıştığı bir hasta yakını için ufak ufak ritim bozuklukları göstermeye başlar.
Kısacası Derman için bambaşka bir hayat başlamıştır. Ama o, kıvrak zekası, çalışkanlığı ve her şeyden önemlisi kadınca içgüdüleriyle bu yeni hayatında da başarılı olmaya kararlıdır.

oyuncuları

Şevval Sam(Derman),
Feridun Düzağaç (Hakan),
Murat Serezli (Koray),
Alper Saldıran (Tuna),
Büşra Ayaydın (Gökçe),
Ayşegül Günay (Feyzan),
Ulvi Alacakaptan (Süleyman),
Oral Özer (Yusuf),
Okay Tosun (Münir Amca),
İnci Ültay (Müfide),
Kerem Atabeyoğlu (Aziz Toynaksız),
Seçil Mutlu (İffet),
Cengiz Küçükayvaz (Bayram Keleş),
Şebnem Bozoklu (Vildan),
Semra Dinçer (Adalet Hemşire),
Çağlar Çorumlu (Güven),
Erdal Türkmen (Yetiş),
İlkay Akdağlı (Enjektör Sarp),
Erdem Baş (Numune Önder),
Sait Amca (Kenan Demirok),
Ayfer Çalgıcı (Songül),
Fatih Yıldız (İrfan),
Banu Öztürk (Gözde),
(Sezer)
(Nesrin)