->
İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu… Bir tarafta, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “Uğurlu Düğün Salonu”, diğer tarafta, onu yıpratmayı amaç edinmiş, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “Kudret Düğün Sarayı. Biri, Avni Bey’in muhafazakar tutumuyla çağın gerisinde kalmış, rağbet görmeyen bir salon, diğeri tüccar zihniyetli Kudret’in işlettiği, çağa ayak uydurmuş, modern, dolup taşan bir mekan.
Kudret, gençliğinde Uğurlu Düğün Salonu’nda çalışırken, Avni Bey’in kızı Şükran’la büyük bir aşk yaşamıştır. Ancak uğradığı haksızlık sonucu işten atıldığında, Şükran’ın da babasının yanında yer almasıyla yaralanmış ve içindeki büyük hırsla tam karşılarına rakip bir düğün salonu açmıştır. Yıllar sonra Avni Bey’in hastalanmasıyla Şükran’ın salonun başına geçmesi, iki eski aşığı yeniden karşı karşıya getirir. Başkaları için yepyeni bir yaşama açılan düğün salonları, onlar için geçmişten kalan bir hesaplaşma alanıdır. Bitmeyen hınçların, hırsların ve ihtirasların mekanı…
Ancak Şanlıurfa’dan kalkıp gelen türkücü Bayram’ın tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olması, her şeyi değiştirir. Yetimhanede büyüyen Bayram’ın asıl amacı, şöhret olmak ve böylece yıllardır aradığı anne babasının ortaya çıkmasını sağlamaktır. Bayram üstün yeteneğiyle salonu kalkındırırken, Kudret’e de sürekli zarar vermeye başlar. Ancak Şükran’ın kızı Çiçek’e duyduğu aşk, işleri iyice çıkmaza sokar. Çünkü onlar farklı kültürlerin, ayrı dünyaların insanlarıdır.
“Düğün Şarkıcısı”, kültürlerin ve kuşakların çatıştığı azılı bir rekabet ortamında filizlenen imkansız bir aşkın öyküsüdür. Bol müzikli, “arabesk soslu” bir romantik komedi
Hayat geçmek zorunda olduğumuz sınavlarla doludur. Bu sınavlar kimilerine “kolay” gelir… Sorunların çözümlerini bulmakta zorluk çekmezler… Adeta sorun çözümüyle birlikte gelir… Bunlar şanslı insanlardır. Bir de hayatları boyunca zor sınavları geçmek zorunda olanlar vardır. Onlar bir çok zorluğa göğüs germek, sırtlarına binen ağır yükleri biraz olsun hafifletmek için hayatları boyunca debelenip dururlar. Bunlar da şanssız insanlardır. Ama bu şanssız insanlar hayata daha bağlıdır… Daha bir tadını çıkartırlar mutlu günlerin. Çünkü mücadele bağlılığı, emek sevgiyi, baş etme gücünün farkında olmak da vefayı getirir. Bütün bu zor sınavlarda elimizi tutan, bize destek veren, hatta gerektiğinde bütün sorumluluğu yüklenen iyilik melekleri vardır etrafımızda… Yeryüzündeki meleklerimiz… Annemiz ve babamız… Hayatlarını , çocuklarının mutluluğuna vakfedenler… Hikayemiz yeryüzündeki iyilik meleklerini kaybettikten sonra birbirine kenetlenmiş beş kız kardeşin hikayesidir…
