Haziran, 2008 için Arşiv

30
Haz

Düyün Şarkıcısı dizisi izle bölümleri

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

İstanbul’da, aynı mahallede, aynı meydanda iki rakip düğün salonu… Bir tarafta, orada evlenenlerin ayrılmadığına inanılan, eski düğünlerin nostaljik tatlarını yaşatan, yıllanmış “Uğurlu Düğün Salonu”, diğer tarafta, onu yıpratmayı amaç edinmiş, duygusuz ve göstermelik düğünlerin mekanı “Kudret Düğün Sarayı. Biri, Avni Bey’in muhafazakar tutumuyla çağın gerisinde kalmış, rağbet görmeyen bir salon, diğeri tüccar zihniyetli Kudret’in işlettiği, çağa ayak uydurmuş, modern, dolup taşan bir mekan.

Kudret, gençliğinde Uğurlu Düğün Salonu’nda çalışırken, Avni Bey’in kızı Şükran’la büyük bir aşk yaşamıştır. Ancak uğradığı haksızlık sonucu işten atıldığında, Şükran’ın da babasının yanında yer almasıyla yaralanmış ve içindeki büyük hırsla tam karşılarına rakip bir düğün salonu açmıştır. Yıllar sonra Avni Bey’in hastalanmasıyla Şükran’ın salonun başına geçmesi, iki eski aşığı yeniden karşı karşıya getirir. Başkaları için yepyeni bir yaşama açılan düğün salonları, onlar için geçmişten kalan bir hesaplaşma alanıdır. Bitmeyen hınçların, hırsların ve ihtirasların mekanı…

Ancak Şanlıurfa’dan kalkıp gelen türkücü Bayram’ın tesadüfler sonucu Uğurlu Düğün Salonu’na şarkıcı olması, her şeyi değiştirir. Yetimhanede büyüyen Bayram’ın asıl amacı, şöhret olmak ve böylece yıllardır aradığı anne babasının ortaya çıkmasını sağlamaktır. Bayram üstün yeteneğiyle salonu kalkındırırken, Kudret’e de sürekli zarar vermeye başlar. Ancak Şükran’ın kızı Çiçek’e duyduğu aşk, işleri iyice çıkmaza sokar. Çünkü onlar farklı kültürlerin, ayrı dünyaların insanlarıdır.

“Düğün Şarkıcısı”, kültürlerin ve kuşakların çatıştığı azılı bir rekabet ortamında filizlenen imkansız bir aşkın öyküsüdür. Bol müzikli, “arabesk soslu” bir romantik komedi

30
Haz

Milyonda Bir dizi izle

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

Şermin ve Yaşar usta, 18 yaşına gelen oğullarının birgün karşılarına çıkan doğum hemşiresinin itirafı ile öz çocukları olmadıklarını öğrenirler. Hastanede bebeklerinin karıştığını öğrenen Şermin ve Yaşar Usta’nın artık hayatları değişmiştir. Milyonda Bir, birbirinden gece ve gündüz gibi farklı iki aile etrafında geçen bir hikaye. Kalabalık Şencan ailesi, fakir, onurlu, neşeli, umutlu bir aile. Baba Yaşar Usta ve karısı Zekiye’nin dört çocukları var. Üç kız bir de Ali..18 yaşındaki Ali gözbebekleri, üç kuşaktır ailenin tek okuyanı..Bir de üç kuşaktır ailenin tek sarışını…
Paksoy’lar ise ülkemizde parmakla gösterilecek kadar az olan gerçek bir burjuva ailesi. Ünlü avukat Selim Paksoy, güzel karısı Şermin Paksoy ve tek çocukları Sinan Paksoy ile tam bir çekirdek aile….Yalnız sorumsuz sevimli hergele Sinan ailesinden daha esmer olmakla kalmıyor, Paksoy soyunun üç kuşaktır okul hayatı en kötü giden üyesi ünvanına da sahip. Bu Ali ve Sinan, doğdukları hastanenin bebek odasından tanışıyorlar. Ama o odada yaşananları pek hatırlamıyorlar. 18 yaşına geldikleri şu günlerde tekrar karşılaştılar ve birbirlerinden nefret ettiler. Çünkü ikisi de güzeller güzeli Burcu’nun en yakınındaki erkek olma mücadelesi içindeler. Burcu, Ali’nin Tıp Fakültesi’nden sınıf arkadaşı, Sinan’ı da üniversiteye hazırlayan özel ders hocasının kızı. Burcu’nun etrafında dönüp duran Ali ve Sinan, birbirlerini bir kaşık suda boğmak isterken kaderin onları nasıl bir bağla bağladığından şimdilik habersizler. Hayat onlar için olması gerektiği gibi akıyor. Ama zengin annemiz Şermin ve fakir babamız Yaşar Usta için
durum farklı.. Çünkü onlar çocuklarının hastanede karıştığı haberini alacaklar ve hayat artık ne onlar için ne de aileleri için asla eskisi gibi olmayacak.

30
Haz

Akasya Duragı izle dizi

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

Aysel, kızı Tuğçe ve sanayici kocası Kemal Bey ile birlikte rüya gibi zengin bir hayat sürmektedirler. Fakat Kemal Bey’in işleri bozulur ve iflas eder. İflası gururuna yediremeyen Kemal Bey intihar edince Aysel ve kızı Tuğçe bu tatlı rüyadan uyanmak zorunda kalırlar.

Evlerine ve bütün mal varlıklarına haciz gelmiştir. Aysel’in ve kızının gidecek hiçbir yerleri yoktur.

Kemal Bey‘in intiharını televizyon haberlerinden öğrenen Nuri Bey hemen Aysel’in yardımına koşar. Nuri Bey, yıllar önce Kemal Bey’in özel şoförü olarak çalışmıştır. Sonraları ayrılıp bir taksi durağı kurmuştur. Şimdi Kemal Bey’e ve ailesine olan vefa borcunu ödemek istemektedir.
Nuri Bey, Aysel ve kızına kendi mahallelerinde eski ama şirin bir ev bulur. Aysel iş aramaya başlar. Eski tanıdıklarının vasıtası ile bir iş bulmayı ummaktadır. Fakat yüksek tahsili ve yabancılı dili olmadığı, bilgisayar kullanmayı da bilmediği için iş bulamaz. Anne kız bu hayat mücadelesinde birbirlerine destek olurlar. Bütün umutlarının bittiği anda yardımlarına yine Nuri Bey koşar. Aysel’e kendi taksi durağında şoförlük işi verir.

Aysel’in katılımıyla zaten şenlikli bir yer olan taksi durağı iyice şenlenir. Kimler yoktur ki bu durakta? Tatlı üçkağıtçı Sinan, aksi ve sinirli bir şoför olan Sülüman, Türkücü olmak için Güneydoğu’dan gelmiş taksici Seyit, geçinmek için ek iş yapan Öğretmen Muzaffer, tıp fakültesinde okuyabilmek için geceleri taksiye çıkan doktor lakaplı Murat ve Karadenizli saf bir çocuk olan çaycımız Ali Kemal.

Aysel ve diğer şoförlerimizin ekmek kavgasını, hüzünlerini ve neşelerini hep birlikte izleyeceğiz.

30
Haz

Elif dizisi izle oyuncuları

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

Elif(Yasemin Allen), babasının yanarak can verdiği yangına sebep olmakla suçlanır ve üç buçuk yıl yattığı cezaevinden tahliye olur. Kendini aklama çabasına girdiği sürecin daha başında, büyük bir firmanın şoförlerinden Ahmet’e (Keremcem) aşık olur. Ama bilmediği bir şey vardır; kendini şoför olarak tanıtan bu delikanlı aslında firmanın veliahdıdır. Elif de cezaevinden çıktığını gizlemiştir. İki aşık birbirlerinin gerçek kimliklerini öğrendiklerinde olaylar geri dönülmez bir takım sonuçlar doğurmaya başlamıştır bile…

30
Haz

Baba ocagı dizisi izle

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

Muğla’lı Halil Efe, hayatını, iki yakışıklı oğlunun çok iyi eğitim alıp, vatana, millete hayırlı birer evlat olarak yetişmesine adamıştır. Oğlanlar
Üniversiteden mezun olacaklar, babalarının geniş topraklarında ziraat mühendisliği yapacaklar, Halil Efe ve oğullarının anası Feraye de bu yaştan sonra artık mutlu mesut bir köşeye çekilip çocuklarının mürüvvetini göreceklerdir. Oğlanlar da doğrusu İstanbul’da sıkı çalışmakta, babalarının yüzünü kara çıkarmamak için gece gündüz ders kitaplarının başından kalkmamakta, ter dökmektedirler. Bu arada elbette, harçlıkları eksik edilmemekte, derslerinden başka bir şeye kafalarını takmamaları için Muğla’dan İstanbul’a para akmaktadır.

Muğla’nın Beşparmak köyünde durum böyleyken, İstanbul’da ise durum hayli farklıdır .. Ders kitaplarının arasında kaybolması gereken iki oğlan, Murat ve Güven, barlarda, rock müzik içinde kaybolmaya tercih etmektedirler. Aslında oğlanların ikisi de kurdukları bir rock grubunda çalışmakta, baba parasıyla müzik yapmaktadırlar. Üniversite mi? O ne? Dersler filan? Hak getire! .. Gençtirler, delikanlıdırlar, başlarında kavak yelleri esmektedir. Halil Efe‘nin durumu öğrenmesinden başka korktukları hiçbir şey yoktur. Elbette, babalarının esirgemediği harçlıklarından başka da kaybedecekleri hiç bir şey de yoktur. Ama bu “hiçbir şey” aslında onlar için neredeyse her şeydir. Aksi halde cep delik, cepken delik kalıverirler koca şehrin ortasında..
Ama bir gün… Bir gün Halil Efe gerçeği öğrenir. Dünyası yıkılır ve oğlanların da dünyasını yıkmak ve onlara köyde yeni ama zor bir dünya kurmak için İstanbul’a hareket eder

30
Haz

Küçük Kadınlar Dizisi İzle

   Yazan: admin   Kategori DIZILER

Hayat geçmek zorunda olduğumuz sınavlarla doludur. Bu sınavlar kimilerine “kolay” gelir… Sorunların çözümlerini bulmakta zorluk çekmezler… Adeta sorun çözümüyle birlikte gelir… Bunlar şanslı insanlardır. Bir de hayatları boyunca zor sınavları geçmek zorunda olanlar vardır. Onlar bir çok zorluğa göğüs germek, sırtlarına binen ağır yükleri biraz olsun hafifletmek için hayatları boyunca debelenip dururlar. Bunlar da şanssız insanlardır. Ama bu şanssız insanlar hayata daha bağlıdır… Daha bir tadını çıkartırlar mutlu günlerin. Çünkü mücadele bağlılığı, emek sevgiyi, baş etme gücünün farkında olmak da vefayı getirir. Bütün bu zor sınavlarda elimizi tutan, bize destek veren, hatta gerektiğinde bütün sorumluluğu yüklenen iyilik melekleri vardır etrafımızda… Yeryüzündeki meleklerimiz… Annemiz ve babamız… Hayatlarını , çocuklarının mutluluğuna vakfedenler… Hikayemiz yeryüzündeki iyilik meleklerini kaybettikten sonra birbirine kenetlenmiş beş kız kardeşin hikayesidir…

En büyüğü yirmi, en küçüğü altı yaşında olan beş kız kardeş… Anne babaları bu dünyadan göçüp gittikten sonra karşılaşacakları bütün sınavlarda el ele veren , birbirlerine kızsalar da küsseler de , bağırıp çağırsalar da karşılarına çıkan en zor sınavda bile tek bir yürek olan… Birbirlerinden farklı beş kız kardeş… Kardeşlerine hem anne hem baba olan, hukuk fakültesi 2. sınıf öğrencisi Elif (20), içi dışında, sırdaş, güçlü, “delidir ne yapsa yeridir” tanımının en iyi örneklerinden Armağan (17) - nam-ı diğer Armi - , okul derdiyle , sivilceleriyle , üç kuruş harçlıkla arkadaşlarına rezil olmadan onlara yetişme telaşıyla tam bir ergen Yeliz (15), yaşından büyük bir hastalıkla yaşayan, olgun, kitap okuma tutkusu olan, sorumluluk sahibi, anlayışlı Bilge (12) ve en küçük, en hassas, en sevimli, müzik tutkunu Cansu (6).

Anne babalarının bekçilik yaptığı köşkte kendilerine ayrılmış bölümde, her gün doğumunda, umutla, sevgiyle, ayakta kalma azmiyle güne “merhaba” diyecekler. Ne olursa olsun , pes etmeyecekler. Birbirleri için direnecekler. Başlarına gelecek her felaket onlara bir şeyler öğretecek. Daha güzel günler için hırslanacaklar , güçlenecekler…

Onlar Küçük Kadınlar. Onlar ne pahasına olursa olsun düşmemek için hayatla elele mücadele edecek , hep birlikte “büyüyecekler

29
Haz

Kasım da Aşk Başkadır

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Kasım da aşk başkadır; Aslında bu yazı şubatta yazıldı ama, izlediğim
o film çok etkiledi bu gece beni… İzlemeden önce sadece 1 ay, kasım
ayında yaşanıp biten bir aşkı senaryolaştırmışlar sanmıştım..Ama
izlerken anlıyorsunuz ki , KASIM bir sembol, hayattaki son 30
gününüzün sembolü.Evet hasta bir kadın ve yardıma ihtiyacı olan bir iş
koliğin hayatı vardı ekranda..Hayatı ilaçlara bağlı olan bir kadın son
günlerini o asil serseri ile geçirmek istedi..Onu değiştirip
mutluluğun iş temposunda değil; insanda, doğada, hayvanlarda ve en
önemlisi sevgide olduğunu göstermek istedi kadın, bunun son oyunu
olduğunu bile bile…

Kasım da aşk başkadır; Çünkü bütün takvimler 30 kasım a ayarlıydı.. O
gün olunca herşey biticek ve adamın gidiceğini sandı kadın..Ama sevgi
bu, aşk bu, başlamaya, kendine bir çıkış yolu bulmaya görsün, gücünü,
ışığını insanların gözünü kör etmek için çıkarıyor ortaya işte….Ve o
an kimsenin kendi hayatı önemli olmuyor, karşısındakininki kadar, onu
üzmek istemiyor!

Kasım da aşk başkadır; Çünkü Filmi izlerken o büyülü anlara sizde
kapılıyorsunuz; etrafınıza bakıp ben ne yapıyorum böyle diyorsunuz
kendi kendinizi sorgulayıp..Hayatın, iş te, kariyerde,teknolojide
değil; aşk ta, adanmışlıkta,gözlerden gözlere akan o tılsımda olduğuna
hayret ve pişmanlıkla karışık bir ifadeyle bakıyorsunuz….Ve seçim
yapma zamanı; ya onun yanında kalıp kör bir aşık olarak hayatının
sonuna kadar, ona eşlik etmek, yada çekip gitmek düşüyor size..Ne
tuhaf değil mi; işte yine bir seçim daha sunuldu önünüze! ! Seç ve
yaşa; İşte az önce söylediğim gibi; kimsenin hayatı önemli olmuyor
karşısındakininki kadar..Ve size en uygun olanı seçmeyi
istiyorsunuz..Eğer yaşananların sizi mutlu ettiğine inanıyorsanız
yanında kalıyor, veya zamana yenik düşüp şimdiki zamanın,;
teknolojinin, iş hayatının, yüksek binalı metropollerin esiri kalıp
uzak düşüyorsunuz kalbinizden…Daha ne kadar sürücek, bir bedenin
kalpsiz yaşayamıyacağını anlamanız?

Kasımda aşk başkadır; Çünkü İnanın bana Kasım değildir yaşanan, son
aydır o…Yaşa ve mutluluğu gör diye sana sunulan son ay..Hala
anlamadınızmı; Kasım bir sembol; SON ayın sembolü…, siz ona başka
adlar taksanızda olur…Mart tan başlamaya ne dersiniz? Yani hayattaki
mutluluğun; insanda, doğada,hayvanlarda ve en önemlisi sevgide
olduğuna, adanmışlıkta olduğuna inanmaya ve onu yakalamaya çalışmaya,
sizce mart uygunmu? Başarabilirmisiniz? Hem bir beden kalbi olmadan
daha ne kadar yaşar hiç düşündünüzmü?

Hey sen; OCAK, ŞUBAT, MART, NİSAN, MAYIS, HAZİRAN, TEMMUUZ, AĞUSTOS,
EYLÜL, EKİM,KASIM, ARALIK Bunlar yetermi anlamana , hayat bu, kukla
değilsin; mutlu yaşa…Hem şunuda sakın unutma; O SON AYDA AŞK
BAMBAŞKA..O ayı seç ve bedenine yapışık kalbinle, onunla
yaşa…Hayatının son dakikaları bile olsa…

Çünkü; kasımda (seçtiğin ayda) aşk başkadır

28
Haz

neyi yaşamak istiyorsan onu yaşa

   Yazan: admin   Kategori SIIR

ÖYLEBİR HAYAT YAŞİYORUM Kİ,
CENNETİ DE GÖRDÜM , CEHENNEMİDE,
ÖYLE BİR AŞK YAŞIYORUMKİ,
TUTKUYU DA GÖRDÜM, PES ETMETİDE,
BAZILARI SEYREDERKEN HAYATI EN ÖNDEN,
KENDİME BİR SAHNE BULDUM OYNADIM,
ÖYLE BİR ROL VERMİŞLERDİ Kİ,
OKUDUM ,OKUDUM ANLAMADIM,
KENDİ KENDİME KONUŞTUM BAZEN EVİMDE,
HEM KIZDIM HEMDE GÜLDÜM HALİME,
SONRA DEDİM Kİ `.SÖZ VER KENDİNE:
DENİZLERİ SEVİYORSAN DAĞLARIDA SEVECEKSİN,
SEVİLMEK İSTİYORSAN. ÖNCE SEVMEYİ BİLECEKSİN,
UÇMAYI SEVİYORSAN DÜŞMEYİ DE BİLECEKSİN,
KORKARAK YAŞIYORSAN YALNIZ HAYATI SEYREDERSİN,
ÖYLE BİR HAYAT YAŞADIM Kİ SON YOLCULUKLARI ERKEN YAŞADIM,
ÖYLE ÇOK DEĞERLİYMİŞKİ ZAMAN,
HEP ACELE ETMEM BUNDAN ANLADIM

27
Haz

sensiz bir bahar

   Yazan: admin   Kategori HIKAYE

ruhumun üzerine hüsran düştüğü anda geleceğim yanına\” demişti.bekliyordum gözlerimin uzağı görmediği ana kadar bekliyordum.biliyordu uzağı gördüğü an bu gözler, benliğimden çıkmış olucağımı,o zaman kendime bile günah sayılacağımı.
gün yüzünü bana çoktan kapatmıştı.artık gecenin gölgeliği vardı yüzümde, gözlerimde o olsa bile.bir ay gibi parlıyordu yalnızlığımda.onu yok saydığımda bu yalnızlık bana haram olacaktı onsuzluk bile.gelmesi beni bırakmaması gerekiyordu.bunu ona söylemeyesemde şu iki gözümden anlamasını diliyordum.hiç anlamamıştı ya biri benim gözlerimden yaşadıklarımı, onun anlamasını istiyordum hayatımı, ondan istediklerimi.
gitti o.her zaman yaptığı gibi susarak gitti.ona açtığım kucaklarda poyrazlar esiyordu artık.Üşümüştü kucaklarım.ama \”gel\” demiyeceğimin farkındaydı bu yalnızlık.onun için ondan bana kalan tek alışkanlığımı yaparak susmuştu bu yürekte, bu dil de.
onsuz mayıslara alışmaya çalışıyordum.alışmak çok kolaydı aslında.İşe mayısları yok sayarak başlamıştım.artık benim için on bir ay vardı.bahar denilince iki ay geliyordu aklıma.yanlızığımı da
afileştirmiştim.sadece benim görebileceğim bir süs vardı üzerinde.diğerleri yalnızlığımdan bihaberdi.her zaman böyle olmayı sevmiştim.adım söylendiğinde herkeste bihaber olmak istemiştim.bilinmemek, gizlenmek, saklı kalmak istemiştim insanlardan.bana dediğin doğruydu.İnsanlardan uzaktaydım, kaçıyordum; her ne kadar nedenini bilmesemde.ama sen farketmeden her kaçışımda seni aradım uzağındaki karanlıkta.İnsan her defasında arar mıydı yalnızlığını, her defasında hissetmek ister miydi ruhundaki karanlığı.bunlar sanırım ondan bana kalan alışkanlıklardı.bana yapmam için sunduğu tekliflerdi.ama her nedense bir süre sonra bunlar teklif adından çıkmışlardı artık yapmak zorundaydım; bir zorunluluk çöküyordu üstüne kelimelerin.yapmak istemesekte yaptığımız zorunluklardı…
unutmak mesala.İnsanın hiç istemediği, içinin elvermediği bir kavramdır.ama yapılması gerektiği için mecvuren yapılır; yaparken çoğu kez ruhumuzu kaybetsekte.pervane gibi bir noktanın üzerinde dolanır durulur.uzun bir süre de bu pervaneyle dolanır hayatı.karışır yaşadıkları,hayatı, duyguları…bir süre sonra karışım problemleri yaşar hayatında.hiç bir zaman çözülemeyecek problemlerdir bunlar.
oysa her problemin bir çözümü olduğu için sorulur, her acı yaşanabildiği için gerçekleşir.gitmek gelmeğe özgü birşey olduğu için varolur.ya sen, sende geleceğin içib mi gittin?
gelme ama istemiyorum artık seni.yokluğundaki günlerimde seni de, sensizliğimi de kovdum yanımdan.artık senden bana hiç bir şey kalmadığını hissederek yaşıyordum.yanıma gelen kuşlarda baharımı yaşıyordum; olmayan gözlerde.kuşlar baharı getirmek coşkusuyla gelirken hüznün yanında gözlerimi de almışlardı.artık olmayan gözlerimde güzel bir bahar yaşıyordum.ve mutlu günlerimin adı da sensiz bir \” bahar \” oldu…

alıntı : gökçe erözderim

27
Haz

sen benim canımsın

   Yazan: admin   Kategori SIIR

Sen benim tutkularımsın
Sen benim sevdalarımsın
Kuruyan toprağımda nemsin
Susuzluğumda suyumsun
Gönül bahçemde çiçeğim
Sen benim canımsın.
Sen benim umutlarımsın
Aşk odağımda aşkımsın
Kalbimin atışlarısın

Damarlarımda can suyum
Sen yaşam kaynağımsın
Sen benim canımsın.
Geceleri hayallerimsin
Gündüzleri özlemimsin
Gönül karanlığımda ışığım
Sen benim hayatımsın
Sen benim canımsın