Daglar nasıl oluştu
->
Genel olarak ifade edersek, Türkiye�deki dağlar iki farklı süreçle oluşmuştur. 1) Kuzey Anadolu Dağları ve Toros Dağları gibi sıradağlarımız; Tetis / Paratetis Denizinin, Afrika plakasının Avrasya plakasına hareketiyle sıkıştırılması sonucunda denizin tabanında var olan binlerce metre kalınlığındaki çökel tabakalarının yükselerek dağ haline dönüşmesiyle oluşmuştur. Bu dağ oluşumu sırasında, Tetis’in -600 m ve daha derindeki kireç ağırlıklı çökelleri kireçtaşları haline dönüşürken, şelf bölümü ve kıta yamacındaki çökeller ise kumtaşı/kireçtaşı/konglomera tabakalarının ardalanmasından oluşan flis kayaçlarına dönüşmüştür. Tetis denizinin tabanında, deniz altı volkanizmasıyla oluşan volkanik kayaçlar ise bu sıradağların içinde/arasında yer alan ofiyolit adi verilen yeşil kayaçlara dönüşmüştür (Bu dağlar, Tetis’in yavaş yavaş karalaştığı 130 Milyon-24 milyon arasında oluşmuştur).
2) Tetis karalaştıktan sonra, kara volkanizmasıyla oluşan tek dağlar; Miyosen (24 milyon-5.5 milyon yılları arasındaki dönem), Pliyosen (5.5 milyon-1.8 milyon arasındaki dönem) ve Kuvaterner’de (1.8 milyon - günümüz arasındaki dönem) jeolojik dönemlerinde magmanın kırıklar boyunca yeryüzüne çıkarak üst üste birikmesiyle oluşmuştur.Bunlar; Doğu ve GD Anadolu�daki dağlar (Ağrı, Süphan, Nemrut, Cilo, Karacadağ vb) ve iç Anadolu�daki dağlar (Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağları vb) ve Ege�deki bazı tek dağlar (Asi Tepe Yağcı Dağ, Yamanlar Dağı vb) bu gruba girerler.
3) Türkiye�nin eski masiflerini oluşturan en eski dağlar; Bunlar, yaşını bilemediğimiz çok eski denizlerde oluşan çökellerin çok eski jeolojik dönemlerdeki plaka hareketleriyle kapanarak yükselerek dağ haline dönüşmesiyle oluşmuşlardır. Oluşmalarından sonra meydana gelen yani dağ oluşumu hareketleri sırasında yeniden tektonizma geçirdikleri için ultra-metamorfik kayaçlara dönüşmüşlerdir. Bunlar; İstiranca dağları (Istiranca Masifi), Kazdağı (Kazdağı Masifi), Uludağ (Uludağ Masifi), Boz Dağlar/Aydın Dağları (Menderes Masifi) vb gibi.
Dolayısıyla canlılara ait tüm sistemler gibi, karmaşık bir sistem olan fotosentez de evrimin öne sürdüğü gibi, zaman içinde, tesadüflerle, yavaş yavaş oluşan parçaların art arda eklenmesiyle meydana gelmesi akıl ve mantıkla bağdaşan bir iddia değildir. Bu iddianın çaresizliğini fotosentez işleminde gerçekleşen bazı aşamaları kısaca hatırlayarak görebiliriz. Öncelikle fotosentez işleminin gerçekleşebilmesi için mevcut bütün enzimlerin ve sistemlerin aynı anda bitki hücresinde bulunması gereklidir. Her işlemin süresi ve enzimlerin miktarı tek bir seferde en doğru biçimde ayarlanmalıdır. Çünkü gerçekleştirilen reaksiyonlarda oluşabilecek en ufak bir aksaklık, örneğin işlem süresi, reaksiyona giren ısı veya hammadde miktarında küçük bir değişiklik olması, reaksiyon sonucunda ortaya çıkacak ürünleri bozacak ve yararsız hale getirecektir. Bu sayılanların herhangi bir tanesinin olmaması durumunda da sistem tamamen işlevsiz olacaktır.
