Şubat, 2008 için Arşiv

25
Şub

AŞK ŞİİRLERİ

   Yazan: admin   Kategori şiir

aşk şiirleri aşk şiiri şiir şiirler

Öyle içimdesin ki

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar.

Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

“Yine zamansız yağmurlar” dedim, “Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları” dedim, “Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?” dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.

Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

Can Dündar

25
Şub

Bir Deliye Aşık Oldum

   Yazan: admin   Kategori Aşk Hikayeleri

Onu ilk gördüğümde 17 yaşındaydım. O ise 20. Akıl hastanesine ziyarete gitmiştim. Arkadaşım zorla götürmüştü. Bahçedeydi… Kıştı. Onun üzerinde sadece tişört vardı. Dikkatimi çekmişti. Herksin yanında birileri vardı o yalnızdı. Yanına gidip adını sordum, sohbet etmeye başladım. Konuşmuyordu, benimle hiç ilgilenmiyordu. Bu daha da dikkatimi çekmişti. Üzerine gidiyordum ama boşunaydı. Hiç konuşmuyordu. Çok etkilemişti beni…

Daha sonra her gün yanına gitmeye başladım. Benimle az da olsa konuşmaya başlamıştı. Doktoru onun durumunun hiçte iyi olmadığını, ailesini trafik kazasında kaybettikten bu hale geldiğini anlattı ve onla bu kadar ilgilendiğimi sordu. Cevap veremedim. Sanırım beni etkilemişti ve seviyordum onu.

Onu etkilemeyi sonunda başarmıştım. Okul çıkış saatimi sabırsızlıkla beklediğini söylemişti. Beni görmeden mutlu olmadığını anlatmıştı. 1 yılda gülümsetmeyi baş artmıştım onu. Bana ilk “ Seni Seviyorum” dediğinde de tanışmışlığımızın üzerinden 1,5 sene geçmişti. Gülüyorduk el ele dolaşıyorduk bahçede. Doktoru bile şaşırmıştı bu duruma. Artık psikoloji tedavisi bitmiş sadece ilaç tedavisi uygulanıyordu. Buda bizi çok mutlu ediyordu. Ailemin ondan haberi vardı. Ama onu sadece benim ilgilendiğim bir hasta olarak görüyorlardı. Oysa biz sevgiliydik. Sözlendik. Yüzüklerimizi doktoru taktı. 2 yıl sonra ailem her şeyi öğrendi. Ondan ayrılmamı istediler. Çünkü o hastaydı. Bir hafta beni eve kapattılar. Artık mavişimin yanına gidemiyordum. Günün birinde evden kaçıp yanına gittim. Hastanede yoktu. Beni iki gün beklemiş ben gelmeyince de kendi isteğiyle hastaneden ayrılmış

Bir ay boyunca eve kapandım. Kimseyle konuşmuyordum yemek bile yemiyordum. Bir arkadaşım mavişimi yolda görmüş oda benim ev adresimi almış. Bir gün mavişim ellerinde çiçeklerle evimizin önüne geldi. Annemi kandırıp bir hafta birlikte tatile çıktık. Artık onundum. Tüm kalbimle ve bedenimle…

Ailem ne yazık ki kararından vazgeçmiyor ve onu istemiyor. Şu an o yanımda yok. Ailem beni Antalya’ ya gönderdi. O da İstanbul’ da. Buraya gelmesi imkansız. Üçüncü senemizdeyiz ve 4 aydır ayrıyız. Haberini arkadaşlarımdan alıyorum. Yine hastaneye düşmesinden korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey var. Onu çok seviyorum

23
Şub

asker mektubu

   Yazan: admin   Kategori Aşk ve Sevgi Mektupları

Savaşa Giden Askerin Annesine Mektubu

hani beni bu vatan için doğurmuştun anne
bastılar düğmeye
amerika için öldürmeye
ya da ölmeye
gidiyorum ırak’a
günlerin yakasında yaşıyamadıklarım var al anne
en çok ağacın gövdesini acıtır kırılsa bir dal
hoşça kal anne
anne hoşça kal

biliyorum için sızlar anne
yüreği kör olmayan herkesin içi sızlar
biraz da düşlerim kokar yıldızlar
ve mavi gökyüzü
firarı düşlerimi gökyüzüne savuruyordum
şafak sayıyordum
az kalmıştı kavuşmamıza
amerika girdi aramıza
ve topraklarımıza
komşumuzun malında gözü olanların yanında
ırak’a savaşa gidiyorum anne
bunu nasıl anlatırım sevdiğim kıza

el oğlunun petrol hevesine
ölmekte
öldürmekte
yakışmaz bize
haydarpaşa garı’ndan*
vagonlara bindirildik gizlice
savaşa gidiyoruz anne
ölmekte var dönmekte
satıldık üç beş kuruşa
bu da beni üzmekte

topraklarından petrol çıkıyor diye
başlarına bomba yağacak
hiroşima’lar halepçe’ler geri dönecek
yağmur damlaları değil ki bombalar
saklansın çocuklar
çocuklar ölecek anne çocuklar ölecek
günlerin avlusunda çığlıkları asılı duracak
ve o çığlıklar yaşasamda beni her gün vuracak
ölecek anneler genç kızlar aynalar boş kalacak
belki de ben öleceğim anne ocağımız sönecek
insanlar öldükçe kan sofrasındakiler gülecek
beni bu vatan için doğurmuştun hani anne
vatanımın bunda ne çıkarı olacak
sende biliyorsun baba
kore’de niçin gazi olduğunun
cevabını bulamamıştı dedem

masaya yatırılmış pazarlık edilen can benim
gırtlağıma sarılır savaş ortasında geçecek günlerim
yaşatma ve yaşama sevdam hatıram olsun hepinize
sahıp çıkın oylarınıza
kıymayın yarınlarımıza
sizi barışa emanet ediyorum anne
barışı size
güzellikler ancak barışla gelir bize

22
Şub

bebek saglıgı bebek bakımı

   Yazan: admin   Kategori Yararlı Bilgiler

YENİDOĞANDA CİLT BAKIMI

Deri birçok rolü ve fonksiyonu olan yaşamsal bir organdır. Toksin ve infeksiyonlara karşı bariyer, ısı dengesi, su ve elektrolit dengesi, yağ deposu, yalıtım ve dokunma duyusunu sağlar. Bu fonksiyonlar doğumdan itibaren bazı değişikliklerle sağlanır. Değişikliklerin en yoğun olduğu dönem doğumdan sonraki ilk iki yıldır. Aköz fakat steril atmosferden patojenlerden zengin kuru ortama geçiş yenidoğan derisinde dramatik bir değişim oluşturur. Epidermal bariyerin bütünlüğü su kaybı ve mikroorganizma direnci için önemlidir. Temel deri bakımının amacı travmatik yaralanmaları azaltmak, olgunlaşmamış bariyer fonksiyonunu korumak, deri bütünlüğünü sağlamaktır.

VERNİKS KAZEOZA

Verniks kazeoza anne karnındaki dönemde fetusu koruma görevinin yanısıra antioksidan, yara iyileşmesini kolaylaştırma, su geçirmezlik özellikleri de olan fizyolojik bariyerdir. Doğumda deri verniks kazeoza ile kaplıdır. Bu beyazımsı yağlı tabaka tüm vücudu örtebilir veya sadece kıvrım bölgelerinde var olabilir. Doğumu izleyen saatlerde kurur ve dökülür. Rengi anne karnındaki dönemdeki problemleri yansıtabilir.
Verniks kazeozanın kaldırılması: Genellikle doğumdan hemen sonra bebek yıkanmadan önce temiz bir havlu ile silinir.

ISI DENGESİ

• Zamanında doğan bebeklerde ilk üç gün içinde ısı dengesinin sağlanmasına yönelik işlemler başlar.
• Terleme ilk olarak alında başlar ve daha sonra gövde ve ekstremitelerde ortaya çıkar. Preterm bebeklerde yaşamın ilk günlerinde ısıya karşı terleme görülmez.
• Deri vücudun ısısını kontrol etmede yardımcı olur. Çok küçük çocuklarda, aşırı sıcak ya da soğukla başa çıkmada ısı kontrolü daha zordur.
• Üşümemesi için ne kadar giydireceğinize gelince; yetişkinlere göre bir kat fazla giysi giydirilmesi, uykusu sırasında üzerinin örtülmesi yeterlidir.
• Çok küçük bebeklerde el ve ayaklar soğukta mavi benekli bir görünüm alabilir. Bu önemli bir sorun değildir. Ancak, soğukta el ve ayakları örtmek bu durumu önleyecektir.
• Giyimli olduğu halde elleri soğuksa üşüyor olabilir, kolayca terliyorsa fazla giydirilmiş olabilir. Koltuk altından derece ile ölçülen vücut ısısı 36-36.5°C ise üşümüyor demektir.
• Bebeğinize kundak yapmayınız. Kundak doğumda normal olan bebeğin kalçasında çıkıklığa yol açabilir. Bunun yerine bebeğinize onlar için yapılmış zıbın, tulum, pijama şeklinde giysileri giydiriniz. Bazen bebeklerin kaburga kemiklerinin batmaması için göğüs çevresine sıkı sıkıya bir sargı yaparlar. Bunu da yapmayınız, bu sargılar bebeğinizin nefes alıp vermesini güçleştirir. Bebeğiniz için çarşıdan aldığınız giysileri paketini ilk siz açsanız bile yıkamadan giydirmeyiniz. Pamuklu, yumuşak dikişli, rahat ve kolay yıkanıp ütülenebilen, tüylü olmayan kumaşlardan yapılan bebek giysilerini ve battaniyelerini tercih ediniz. Bebeğinizin giysi ve battaniyelerini, havlu ve nevresimlerini sabun veya sabun tozu ile yıkayınız ve ütüleyiniz. Çamaşır makinesinin son durulama işleminde suya herhangi bir kimyasal madde ilave etmek gerekmez.

SAÇ VE TIRNAK BAKIMI
Lanugo: Prematürelerde özellikle sırt, omuzlar ve yüz lanugo denilen kıllarla kaplıdır. Bu kıllar normalde doğumdan bir ay önce anne karnındayken dökülür ve yerine zamanında doğanlarda görülen daha kısa lanugo çıkar. Saçlar gibi bunlarda ilk aylar içinde yerlerini vellus kıllara bırakırlar. Kalıtsal bir hastalık olan konjenital hipertrikozis lanuginozadan ve hipertrikoz ile seyreden hastalıklar ayırt edilmelidir.

Bazı bebekler fazla saçlı olarak doğarlar. Bu saçlar, tekrar yumuşak ve ince yeni saçlar çıkmadan önce ilk birkaç ay içinde dökülebilir. Bebeklerin yumuşak olan saçları, daha kuvvetli, uzun ve kalın olan yetişkin saçlarından farklıdır.

Bazı bebekler çok az saçla doğarlar. Bu saçlar giderek normal büyüme düzenine döner ve ilk bir ya da ikinci yılda dökülürler. Çocuk ve küçük bebeklerin saçlarının kesilmesi gerekmez.
Sırtüstü yatan ve hareket eden bebeklerin başlarında saç derisinin yatak çarşaflarına sürtündüğü yerlerde saçlarda seyrelme olabilir.

Küçük bebeklerin çoğunun saçlarını şampuan ile yıkamaya gerek yoktur. Eğer şampuan kullanılacaksa, olabildiğince az miktarda ve sıklıkta çok hafif bir şampuan kullanmak uygun olur. Çocuklarda, saçlı derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu sonucu oluşan kabuklu deri iltihabı oldukça yaygın olup, çoğu zamanla geçer. Kabuklar, baş derisine bebe yağı ya da nemlendiriciler ile masaj yaparak çıkarılabilir.

Bebeklerde saç rengi oldukça çeşitlilik gösterir. Bazı bebeklerin saçları doğduklarında koyudur. Bu saçlar daha sonra dökülerek yerlerine açık renkli saçlar çıkar. Tersi daha az yaygındır. Kızıl saç, saçların normal büyüme düzenine girdikleri altı ya da dokuz aya kadar belirgin olmayabilir. Ayrıca, saç rengi, bebek büyüdükçe de değişebilir. Bu bağlamda, sarışın çocukların saçları genellikle sekiz yaş civarında koyulaşır.

Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivriköşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.
Bazen tırnak altındaki deri tırnağın ilk gelişimi sırasında yeterince düz olmayabilir. Bu durumda tırnak deriye batar ve el ya da ayak parmağının ucunda şişlik veya kızarıklık oluşabilir. Bu, tedaviye gerek kalmadan tırnak büyüdükçe zamanla geçecektir.
GÖZ BAKIMI:
Doğumu takip eden günlerde gözlerde çapaklanma, akıntı ve kızarıklık ile kendini gösteren konjonktivit (göz iltihaplanması) ile de sıkça karşılaşılır. Bunun nedeni yeni doğan bebeklerde üretilen göz yaşını burun içine akıtan kanalın drenajının bazen yeterli olmamasıdır. Doğum sonrası göz bakımını yaparken günlük kaynamış ılınmış su ile ıslatılmış lokmalar halinde pamuk parçalarını kullanabilirsiniz. Önce ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp temiz havlu ile kurulamayı unutmayınız. Islattığınız pamuk lokması ile bebeğin gözünü pınarından başlayıp kuyruğuna kadar yumuşakça bir kerede siliniz. Diğer göz için yeni bir pamuk lokması kullanınız. Bu bakıma rağmen bebeğinizin gözü çapaklanıyor, sulanıyorsa doktorunuza başvurunuz.
KULAKLAR VE BURUN BAKIMI:
Temizlik ve bakım için pamuklu çubuk ve benzeri şeyler kullanmayınız. Bunlar bebeğin kulaklarını ve burnunu tahriş edebilir. Bir parça kaynatılmış ılık su ile ıslatılmış pamuk veya yumuşak bir peçete ile kulakların ve burunun giriş delikleri silinebilir.

DİĞER
Miliarya (İsilik): Derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin sıcak ve nemli havaya ve yüksek ateşe bağlı aşırı terleme sonucu tıkanması ile oluşur. Sıcak ve nemin fazla olduğu ortamlar, geçirgenliği olmayan giysiler miliarya oluşumunda önemli rol oynar. Aşırı nemlendirici kullanma, sabun ve deterjanlar sorunu daha da artırabilir. Tıkanıklık düzeyine göre farklı döküntüler gelişir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. En yaygın olarak alın, yanaklar, gözkapakları ve bazen de burunda oluşur. Ayrıca, bel lastikleri gibi giysi malzemelerinin ter bezlerini tıkadığı yerlerde de görülebilir.

İlk iki hafta içinde sık görülür.
Sıcak havada bebeği serin tutmak önemlidir. Bezler sık sık kontrol edilmeli ve ıslak olmaları halinde değiştirilmelidir. Bel lastiği sıkı naylon kilotlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Nemlendirici kullanılıyorsa, çok sık olmamak şartıyla hafif bir şekilde sürülmelidir. Sıcak havalarda koyu nemlendirici kullanmaktan kaçınınız. Cildi, ılık suyla yıkanmalıdır. İnfeksiyon şüphesi varsa antibiyotik başlanmalıdır. Kalamin veya lanolin içeren losyonlar, şeklinde zayıf etkili kortikosteroidli losyonların geçici kullanımı yararlıdır. Tekrarlayabilir.

Yenidoğan aknesi: Yenidoğanın baş boyun bölgesinde yerleşir. Anneden geçen hormonların etkisiyle ortaya çıkar. Genellikle 3-6 ay içinde kendiliğinden iz bırakmadan geçer. Bazı bebeklerde devam edebilir; bu durumda ilaç kullanmak gerekebileceğinden mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.

CİLT LEKELERİ
Çiller: Normal olarak doğumdan sonra oluşur. Pigmentlerin ürettiği boya maddeleri ile renkleri koyulaşır. Çiller, çocukluk döneminde yanaklar, ellerin üst kısımları ve dirsekle bilek arası gibi vücudun en fazla güneş gören yerlerinde normal ile aşırı güneş ışınlarına maruz kalma sonucu oluşmaktadır. Çil oluşumu iyi bir güneşten korunma yöntemi ile önlenebilir. Güneşli havada ince giysiler giydirme, şapka takma, çocuk arabasına gölgelik takma dışarıda gölgede durma güneşin morötesi ışınlarına (UV) karşı en iyi korunma yöntemleridir. Gerekli olduğunda, koruma faktörü 15 ya da daha fazla olan koruyucu bir güneş kremi, giysilerle korunmayan yüz,ellerin üst kısmı ve ayaklara az miktarda sürülebilir. Çok küçük çocuklar için, hafif bir losyon ağır bir kremden daha yararlıdır. Çocuğun derisinin çok kuru olması durumunda, krem losyondan daha etkili olabilir.

Doğumsal benler: Yenidoğanların yaklaşık %1’inde doğumsal benler vardır. Küçük ve orta büyüklükteki benler klinik fotoğraflarla izlenir, yapısındaki değişikliklere göre çıkartılabilir.
Yaşam boyu malign melanom riski %4.6-8 arasında değişmekte bunların yarısı ilk beş yaş içinde ortaya çıkmaktadır. Habis dönüşüm en çok puberte öncesi dönemde gelişmektedir. Dev doğumsal benler olabildiğince erken dönemde büyüklüğü ve yeri uygun olduğu durumlarda tamamen çıkartılmalıdır.

Hemanjiomlar (Kırmızı benler/damar benleri):
Yenidoğanların %1-2.6’sında rastlanır, kız çocuklarda erkeklerden dört kez daha fazladır ve özellikle prematüre doğanlarda sıktır. Yaklaşık yarısı doğumda vardır. Diğerleri ilk ay içinde ortaya çıkar. En çok baş ve boyun bölgesinde yerleşir. On yaş civarında çoğunda tamamen geriler, ancak yerlerinde iz ya da renk değişikliği kalabilir. Çok sayıda hemangiomun bir arada oluşu iç organ tutulumu ile giden ölüm oranı yüksek hastalıkların habercisi de olabilir.

Mongol lekesi: En sık görülen pigmenter değişikliktir. Doğulu siyah ırka mensup olanlarda daha sık görülür. Sakral bölge veya sırt alt kısım en çok yerleştiği alanlardır. Mavi-siyah tonda birkaç milimetreden 10 cm veya daha büyük çaplara uzanan yapılardır. Hemen hemen bütün mongol lekeleri puberte öncesi kaybolur.

Café-au-lait makülleri: Yuvarlak veya oval, açık kahverengi lekelerdir. Çapları birkaç mm.den 20mm’ye ulaşabilir. Sağlıklı yenidoğanda en çok gluteal bölgede tek lezyon olarak görülür. Seyrek olarak beyaz ırka mensup çocuklarda üç, diğer ırklarda beşten fazla cafe-au-lait makülü bulunur. Puberte öncesi altı veya daha fazla sayıda 0.5 cm. ve daha büyük puberte sonrası ise 1.5 cm veya daha büyük maküllerin varlığı tip 1 nörofibromatöz lehinedir
DİKKAT!
Bebeğinize bakım yapacağınız zaman ellerinizin temiz olduğundan emin olunuz.
İlk haftalarda karşılaşabileceğiniz döküntü veya sarılık gibi renk değişikliği şeklindeki cilt sorunlarınız olabilir. Cilt değişikliklerinin ne olduğunun tanımlanmasının en iyi görülerek yapılacağını unutmayınız ve dermatoloji uzmanı ile bağlantı kurunuz.

Dr. Zeynep Topkarcı

22
Şub

komik kazalar

   Yazan: admin   Kategori Komik Videolar

komik video,komik videolar,komik kazalar,komik izle