->
Avusturalya’ya gezmeye giden bir Amerikalı yerli bir rehber tutmuÅŸtu. Bir gün dolaşırlarken bir inek gören Amerikalı:
-Bu nedir ? deyince rehber:
-İneek demişti. Bunun üzerine Amerikalı küçümser bir tavırla:
- Siz buna inek mi diyorsunuz ? Bizim kuzularımız bile bundan büyüktür, demişti. Yerli rehber bu olaya çok bozulmuştu ama çaktırmamıştı.
Gezmeye devam ederlerken bu sefer de bir tavuk gören Amerikalı ya ya:
-bu nedir bu ? diye tuhaf tuhaf sormuÅŸ, rehber de:
-tavuk, deyince:
- Siz buna tavuk mu diyorsunuz ? Bizim serçelerimiz bile bundan büyüktür, diye yine dalga geçmişti.
Bütün bu olanlar karşısında rehber fena bozulmuÅŸtu. Tam o sırada zıplayarak geçen bir kanguruyu gören Amerikalı, “peki bu nedir?” diye sorunca, daha önce olanlardan dersini almış olan rehber
- Çekirgee, diye cevap verdi.
->
Anne ve yavru deve tembel tembel yemeklerini yerken birden yavru
anneye donmus ve :
- Sana bir sey sorabilir miyim, anne?
- Elbette yavrum sor.
- Anne, bizim niye horgucumuz var?
Anne gururla:
- Bu horguclerde biz su biriktiririz yavrum ve bu sayede colde
herhangi birisinden cok daha uzun sure susuz dayanabiliriz.
- Peki Anne, bizim bacaklarimiz niye bu kadar uzun ve ayaklarimiz yuvarlak?
- Evladim der anne deve biraz daha gururlanarak
- Bu sayede biz colun kumlarinda herkesten daha rahat ve daha hizli hareket edebiliriz.
- Bunu da anladim, peki, kirpiklerimiz niye boyle uzun, bazen
gorusumu bile bozuyorlar.
- Hayatim onlar gozlerimizi colun kumlarindan korur, gozumuze kum kacmaz….
- Anladim, horguclerimiz colde daha uzun dayanabilmemiz icin su
depolar,
Bacaklarimiz uzun ve boylece colde daha hizli ve rahat hareket edebiliriz, kirpiklerimiz gozlerimizi colun kumlarindan korur…
Anlayamadigim sey o zaman bu allahin cezasi hayvanat bahcesinde ne
isimiz var?
Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti. Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu:
-Enayiyi amma alıştırdık yahu… Her zile basışımızda peynir veriyor!
Sihirli bir kurbaga ormanda yalniz yasiyomus. bi gun etrafi gezmeye cikmis ve onune ilk cikan bir ayi ve tavsana kiyak yapmak istemis.
“3 sey dileyin benden ne dilerseniz” demis.
ayi
- bu ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi bana
hasta olsun demis. kurbaga hemen yerine getirmis istegi
tavsan
- bana bi kask ver demis o da hemen olmus ama ayi
icinden “manyak mi bu tavsan cuvalla para istesin istedigi
kadar kask alsin. deli bu yaaa” demis.
ikinci istek olarak ayi yine
-yan ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi beni arzulasin demis. trilink!!!! o da tamam tavsan
- bana bi motosiklet verin
demis ve yerine gelmis ama ayi iyicene sasirmis. bu tavsan deli olmali diye dusunmus.
sira gelmis son isteklere ayi
-bu gezgendeki tum ayilar disi olsun ve hepsi benim yanimda olsun demis. kurbaga bu istegi de hemen yerine getirmis.
tavsan once kaski takmis, motora binmis. marsi calistirmis. ve istegini son istegini soyleyip gaza basmis:
- bu ayi ibne olsun!
YaÅŸlı horoz, kümese yeni gelen ve hemen icraata baÅŸlayan genç horozun yanına yaklaşıp ‘hoÅŸgeldin’ dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim?
Genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- NeymiÅŸ o isteÄŸin bakiimm?
Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onu son bir kez s*keyim.
- Hayır, olmaz.
- O zaman bana son bir ÅŸans ver.
- NeymiÅŸ o?
- Kümesin dışına çıkıp, şu ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım.
Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar.
Birden GÜÜMM diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.